KURDISH WIKIPEDIA :: KÜRT
ANSİKLOPEDİSİ
KÜRT EDEBİYATI
(tıkla)
:-:
KÜRT SANATI (Tıkla)
:-:
KÜRT İLMİ (Tıkla)
:-:
KÜRT SİYASETİ (Tıkla)
GİRİŞ & DUYURU:
Sevgili tarih severler, Kürt halkı ve
kardeşleri;
Sizler için hazırladığımız bu tanıtıcı siteye
haber-resim-yazı-görüş-reklam-ilanlarınızı-vs. maddi manevi katkı ve
desteklerinizi bekler hepinize iyi okumalar ve temiz bir yaşam dileriz...
HAKKIMIZDA:
Kürt halkını-yaşamını ve özünü, Türkiye'yi ve Dünya'yı, Tabiatı ve Doğayı,
İnsanları ve yaşayan tüm canlıları seven, herkesin hakkına
saygı duyan ve hoşgörülü davranan genç bir ekibiz ve
dileğimiz ülkemizde ve dünyada sevgi ve barışın yeniden hakim
olması, Kürt halkının ve bütün halkların ve de insanlığın özlediği huzur dolu yaşamı bulması, burada
yaptığımız uğraşlarla da halkımıza ve kardeş halklara, dünya
tarihine faydalı katkılar sunmak, Kürt kültür ve yaşamının
tanıtımında katkıda bulunmak, ve de mesleğimizi icra edebilmektir...
"Kurdish Wikipedia" bir tarafsız bağımsız güncel site (ileride
gazete-dergi-tv) olup yalnızca bilgilendirme amacını taşımaktadır.
"Kurdish Wikipedia" ismini özellikle seçtik, "Kürt
Ansiklopedisi" anlamında. Burada yer alan bilgilerden-yazı-görüş-eleştirilerden yazarların kendileri sorumludur.
Lütfen rencide edici-kırıcı-bilimsel değeri olmayan yazılar
göndermeyiniz. Desteklerinizi ve katkılarınızı, ilan ve reklamlarınızı
bekliyoruz... Teşekkür ederiz...
REKLAM-İLAN: Sitemizde uygun fiyatlara reklam-ilan
verebilirsiniz... Barter usulü kabul edilir...
SPONSOR: Kendimizi ve altyapımızı
geliştirerek daha iyi hizmet verebilmek açısından her tür
sponsorluk kabul edilir. Teknik eşya, araç-gereç, vs. kabul
edilir...
İLETİŞİM:
İlgili: Devrim Bey / Tel: +90-535-3058849 / Mail-Msn:
kurdishwikipedia@hotmail.com
HAZIRLAYAN & SUNAN:
Ş. V. Demir (Hakkında
Bilgi) By SWD-GROUP (tıkla)
KÜRT
HABERLERİ:
-
Tüm Online-Internet Kürt Haberlerini
Okumak için
tıklayın.
KÜRT RESİM-VİDEO-MÜZİK
GALERİSİ:
Kürtler ile ilgili yaşadıkları bölgelerin
farklılıklarından ve iç içe kaynaşmalardan ötürü oldukça geniş
ama bir o kadarda kaynaştıkları kültürlere (türk-arap-fars-avrupa-vs.)
yakın bir sanat-edebiyat yelpazeleri vardır... Sizde elinizdeki
eserleri
bize gönderin burada yayınlayalım...
|
KÜRT RESİMLERİ |
KÜRT FİLMLERİ |
KÜRT MÜZİĞİ |
KÜRT KİTAPLARI |
KÜRT DÜŞÜNÜRLERİ |
|
|
|
|
|
|
|
yakında |
yakında |
yakında |
yakında |
yakında |
|
|
Kürt Sineması Özeti
izle |
|
|
|
KÜRTLER:
Kürtler (Kürtçe:
tekil. Kurd کورد, çoğul. Kurdan کوردان),
Orta Doğu'nun yerlilerinden olup doğuda Zagros dağlarından
batıda Toros dağlarına, güneyde Hemrin dağlarından kuzeyde
Kars-Erzurum platolarına kadar uzanan, Kürdistan olarak
anılan coğrafî bölgede yoğun şekilde yaşayan tahminen yaklaşık
20–25[14]
veya 20–30[15]
milyon kişiden oluşan ve Hint-Avrupa dili konuşan halklardan
biri olan etnik grup.
Bugün en büyük Kürt nüfusu
Türkiye'de bulunurken (11-15 milyon kişi),[16]
İran, Irak ve Suriye'de de kayda değer Kürt nüfusları
bulunmaktadır. Gerek bölgedeki siyasi ve sosyal karmaşa ve
sorunlar gerekse diğer sebepler dolayısıyla, özellikle 20.
yüzyılın ikinci yarısında oluşan göçlerle Batı Avrupa başta
olmak üzere Kuzey Amerika ve Orta Asya gibi farklı coğrafî
bölgelerde yerleşmiş bir Kürt diasporası da mevcuttur.[15]
Kürt kültürü yüzyıllarca süren etkileşimin de sonucuyla diğer
Orta Doğu kültürleriyle çeşitli benzerlikler barındırırken,
Kürt dinî inancı oldukça senkretik bir biçimde gelişmiştir.[17]
Bugün Kürtlerin çoğunluğu Şafii mezhebine bağlı Sünni
Müslümanlarken, birçok farklı din ve inancın da mensuplarına
rastlanır (Yezidi, Zerdüşt, Hıristiyan, Yahudi, Şii, Alevi,
vs.). Bunlara ek olarak Kürtler arasında ortaya çıkan ve
Kürt kültür ve dinî anlayışıyla karakterize çeşitli dinî
mezhep, akım ve inançlar da mevcuttur; Yezidilik ve Ehl-i Hakk
gibi.[17]
KÖKENBİLİM:
Kürt (veya
Kürd) sözcüğünün etimolojisi oldukça tartışmalı bir
konudur ve tam olarak nasıl türediği kesin olarak
bilinmemektedir.[18]
Bazı bilim adamları Kürt sözcüğünü, MÖ 24. yüzyıldan kalma
antik Sümer tabletlerinde geçen ve yine bir halkı tanımlamakta
kullanılmış olan Guti sözcüğü ile ilişkilendirmiş,
bazıları ise Kürt sözcüğünü, Xenophon'un yazılarında, bugün
Kürtlerin yoğunlukla yaşadığı bölgelerde bulunan bazı
kabileleri tanımlamakta kullanılan Kardukhoi (ki bu
Kardu sözcüğünün çoğulu sayılır zira son ekteki kh
kısmı Ermenice çoğul ekinden gelmektedir ve Xenophon bu
kabilelerin isimlerini Ermenilerden öğrendiğini
belirtmektedir) sözcüğü ile ilişkilendirmektedir.[18][19]
Daha sonraları Livy, Polybius ve Strabo'nun eserlerinde de
Kyrtiae olarak anılan ve Kürtlerle ilişkilendirilen bir
topluluk göze çarpmaktadır.[18]
Bununla birlikte, çağdaş bağlamdaki Kürt sözcüğü
İranîdir; nitekim Sasaniler döneminde yazılan Kârnâmag î
Ardashîr î Babagân destanında da bu sözcüğe rastlanır.[18]
Kürd ismi büyük ihtimalle Farsça Gord yani
"kahraman" isminden türemiştir.[18]
Özellikle erken dönem
araştırmacılar Kürtleri Xenophon'un bahsettiği Kardukhoi
ile ilişkilendirseler de 20. yüzyılın başından itibaren bu
görüşler tartışılmış ve önemini yitirmiştir.[18]
Xenophon'un Kardukhoi olarak adlandırdığı halkın
Kürtlerle özdeşleştirilmesinin nedenleri, yaşadıkları bölgenin
bugün Kürdistan'ın içinde yer alıyor olması, alışkanlıklar ve
çeşitli dış özelliklerdir. Bununla birlikte, bu sonuç bugün
Kürtlerin yoğunlukla yaşadığı Kürdistan'da her daim Kürtlerin
yaşamış olduğu ve tarih içinde bölgede gerçekleşen göçlerin
göz önünde bulundurulmaması gibi sorunlu öncüllere
dayanmaktaydı. Aynı zamanda belirli bir bölgede yaşayan
toplulukların zaman içinde etnik kökenleri gibi özellikleri
haricinde benzer yaşama şekilleri göstermeleri beklenen bir
gelişmedir.[18]
Genel olarak eski kaynaklarda geçen ve tarihte zaman zaman
Kürtlerle ilişkilendirilmiş olan Kardu, Kyrtiae
gibi halkların konumu da tartışma konusudur ve dilbilimcilerin
genel kanısı bu isimlerin Kürt isminden farklı
oldukları yönündedir. Bu görüşün en büyük sebebi bu
sözcüklerin sonunda yer alan ve sözcüklerin kökünün de bir
parçası olan kısa ünlü harfidir. Özellikle Kardu
sözcüğü çok tartışmalıdır; bu sözcüğün ilk harfinin K
harfinden ziyade Q harfini tarif etmesi olasıdır ki bu
olasılık da Semitik "QRD" ("cesur" veya "güçlü" anlamında)
kökünü işaret eder;[18]
bunu savunan dilbilimciler olduğu gibi eleştiren ve
reddedenler de olmuştur.[20]
Bunun dışında Kardu sözcüğünün Gürcüler için kullanılan özgün
bir isim olan Kart'veli ile ilişkili olabileceği ortaya
atılmıştır. Ayrıca, eğer Kürd sözcüğünün Farsça Gord
sözcüğünden türediği kabul edilirse, Gord sözcüğünün
yöresel Kardu (veya Qardu) gibi bir ismin
İranîleştirilmiş bir formu gibi görülmesi de mümkündür.[18]
TARİHÇE:
Köken ve Antik çağlardan Orta Çağ sonlarına
Kürtler
Kürtlerin
kökenine dair birçok sav ortaya atılmıştır. Bazısı bilimsel
bazısı ise bilimsel olmayan dayanakları kaynak gösteren bu
savlar oldukça çeşitlidir ve Kürtlerin kökeni Asurlulardan
Gürcülere kadar birçok farklı topluluk ve medeniyete
atfedilmiştir.[18]
Genel kabul gören köken İranî olsa da Kürt
topluluklarının homojen bir yapıdan uzak olduğu ve linguistik
bütünlüklerinin ötesinde, etnik anlamda çok çeşitli olduğu,
tanınmış Kürdolog Vladimir Minorsky dahil birçok bilim adamı
tarafından kabul edilmektedir.[18]
Bununla birlikte tarihte kökenlerinin Arabî olduğunu savunan
Kürt toplulukları da olmuştur.[18][20]
Müslüman bazı tarihçiler Kürtlerin kökenini Perslere
dayandırırlar; bundaki en büyük dayanaklardan biri Şahname'de
de geçen Demirci Kawa Efsanesidir.[20]
Birçok Kürt, kökenlerini Medlere atfetmiştir;[19]
nitekim Medler ile Kürtler arasında ne coğrafî ne de
dilbilimsel bir ayrımdan söz edebilmeyi olanaklı kılacak kanıt
ve temel bulunmamakta, aksine olası bir ilişkiye dair
dilbilimsel ve coğrafî kanıtlar bulunmaktadır; örneğin her ne
kadar Med dili örneği sayısı az olsa da eldeki bulgularla
yapılan araştırmalar Med dilinin antik Pers dili ile olan
ilişkisinin çağdaş Kürtçenin çağdaş Pers dili ile olan
ilişkisiyle aynı olduğunu ortaya koymuştur.[18]
Bununla birlikte Medler hakkında pek az şey bilinmektedir[18]
ve akademik anlamda Medler-Kürtler bağlantısının genel kabul
gördüğü söylenemez.[19]
Kürtler, Medlerin dışında kendilerini Urartular ve Neo-Babilliler
ile de ilişkilendirmişlerdir.[19]
Kürt sözcüğü tarih boyunca Persler ve Araplar tarafından
sıklıkla herhangi bir etnik vurgu veya anlam içermeksizin
göçebe anlamında kullanılmıştır ve bunun bir sonucu olarak
tarihte Kürt olarak anılmış bazı toplulukların etnik anlamda
Kürt olup olmadıkları tartışılmıştır; örneğin İslam
tarihçilerinin eserlerinde söz edilen ve Fars Kürtleri olarak
anılan, güney ve güneybatı İran'da yaşamış olan bazı
toplulukların Kürt olmadığı, bu bölgelerde yaşayan göçebe
topluluklar olduğu çeşitli dilbilimsel kanıtlar eşliğinde
ortaya atılmıştır.[18]
Tüm
bunlar sebebiyle Kürtlerin kökeni ve ilk dönemlerine dair
kesin bilgilerden ve net bir tarihten söz etmek mümkün
değildir; genel kanı Kürtlerin Doğu'dan Batı'ya Zagros
dağlarına doğru göçen kuzeybatı İranlı toplulukların bölgedeki
İranî olmayan yerli halklarla birleşmesi ile oluştuğudur.[18]
Böylece, Arapların ve İslam ordularının bölgenin fethine
başladığı dönemde, Kürt olarak anılan topluluk oldukça
heterojendi; yerli halklardan, Sami halklara ve bazı Ermeni
topluluklarına kadar, İranîleştirilmiş birçok farklı halktan
oluşuyordu.
[20]
Bölgeye yapılan İslam akınları ve bölgenin İslam devletine
dahil olmasından sonraki dönemde, Kürtlerin rolü ve yeri
hakkında ayrıntılı bilgiler mevcuttur. İslam akınları sonrası
Kürtler özellikle siyasi ve sosyal arenada yükselişe geçmişler
ve dönemin siyasi olaylarında önemli bir rol oynamışlardır. Bu
dönemde ilk kez Kürtler üzerine araştırma yapan ve ayrıntılı
bilgiler veren iki önemli yazar Mesûdî ve İstahrî'dir. İki
yazar da farklı Kürt aşiretlerinin bulundukları şehirlere göre
çetelesini çıkarmışlardır ki bu Kürt tarihi için önemli bir
bilgidir. İstahrî, Fars'taki Kürt bölgelerinden ve
aşiretlerinden ayrıntılı bir biçimde bahsetmiştir; yaklaşık
olarak 1107 tarihli olan Farsname'de ise Fars'taki en büyük
Kürt topluluğunun Fars ordusuyla birlikte İslam akınlarına
karşı savaştığını, büyük oranda yok olduğunu, kalanların ise
Müslüman olduğunu belirtir.[20
Sayılarının 500.000'i bulduğuna inanılan bu büyük
topluluğun tamamının yok olduğu çağdaş kaynaklarca olası
bulunmasa da bu büyük topluluğun (ve kalanların) diğer
gruplarla birleşmesi vb. sosyal değişikliklerin olası olduğu
düşünülmektedir. Nitekim Fars'taki bu toplulukların Kürt olup
olmadıkları da tartışmalıdır.[18]
Kürtlerin o dönemde çoğunlukta yaşadığı bölgelerin istilası ve
ele geçirilmesi sonrasında, el-Zavzan'daki Kürt yönetimi 640
yılında haraç karşılığında özerk bir yönetim olmayı garanti
altına almış, diğer birçok bölgelerde, örneğin Fars'ta,
Kürtler Perslerle birlikte Arap ordularına karşı savaşmış, bu
dönem içerisinde İslam Devleti kontrolündeki birçok farklı
merkezde de, örneğin Basra gibi, ayaklanmışlardır.[20]
Kürtlerin yönetim karşıtı tutumları Emeviler ve Abbasiler
döneminde de devam etmiş, örneğin 685 yılında Emeviler
döneminde, Kürtlere karşı savaşması amacıyla bir vali atanmış,
fakat atamayı yapan dönemin Emevi liderinin kısa bir zaman
dilimi içerisindeki ölümü, bu hedefin gerçekleşmesine mani
olmuş, bir başka seferde Kürtlerin 708 yılında Fars'ı talan
etmeleri sonucu Haccac tarafından cezalandırıldıkları
kaydedilmiştir; Abbasiler dönemindeyse, 764'te Ermenistan'ın
Hazarlarca istilası çeşitli ayaklanmalara yol açmış, Kürt
ayaklanmaları artan şiddetlerde devam etmiş, birçok Kürt
Azerbaycan taraflarına göçmüştür, bu nedenle de, bu dönem bazı
büyük Kürt aşiretlerinin yükselişine sahne olmuştur.[20]
Örneğin daha sonra Eyyubîlerin çıkacağı aile soyu olan
Ravvadîlerden Muhammed Şaddad bin Kartu Tebriz ve çevresinde
bağımsız vali olmuştur ki o dönemde bu bölgelerde (kuzey batı
İran) çeşitli bağımsız valilikler ortaya çıkmıştır.
Zaman içinde büyük Kürt aşiretleriyle yönetim arasında çeşitli
yakınlaşmalar da olmuştur; örneğin Hasnaviler'in başı olan,
Kürt liderlerinden Bedir bin Hasanveyh dönemin Abbasi halifesi
tarafından Nasrüddin unvanına lâyık görülmüştür;
nitekim Bedir bin Hasanveyh halkın eğitimine verdiği önem gibi
hususlardan dolayı genel olarak sevilmiş ve övülmüş
liderlerden olmuştur.[20]
Bölgedeki
güçlü Büveyhoğulları'nın emirlerinden Ruknüddevle'nin
hükumdarlığında Kürtlerle gelişen ilişkiler, halefi
Adudüddevle döneminde değişmiş, Adudüddevle'nin
hükümdarlığındaki ayaklanmalar şiddetli bir şekilde
bastırılmış, Kürtlere karşı çeşitli seferler düzenlenmiştir.
Büveyhoğulları ile ilişkisi bulunan Mervaniler de bu çağın
önemli Kürt güçlerindendir; Doğu Anadolu'da önemli fetihler
yapmış olan Mervaniler Diyarbakır merkezliydiler.
Kürtler bölgedeki önemlerini 6.
yüzyıldan 10. yüzyıla kadar uzun bir süre korumuşlardır. Öyle
ki 11. yüzyılın başlarında hâlâ Kürtlere karşı seferler vs.
rastlanır. Bununla birlikte, bölgedeki Kürt grupların rolü ve
önemi Türk ve Moğol istilalarıyla zayıflamıştır; nitekim bu
istilalar başladığında Kürt kuvvetleri yıllardır süregelen iç
ve dış çatışmalardan büyük oranda zarar görmüş bir
haldeydiler.[20]
Oğuzların bölgeye girişiyle birlikte, Oğuzlar ile bölgedeki,
arasında Kürtlerin de bulunduğu diğer halklar arasında
çatışmalar meydana gelmiştir. Oğuzlar bölgede ilerlerken,
Hasnaviler'in de çöküşü gerçekleşmiş, Annaziler yükselişe
geçmiştir. Selçuk Beyi Tuğrul'un bölgeye saldırmasıyla
Annaziler de sonunda Selçukluların hâkimiyetine girmiştir.
Selçukluların yükselişi, Malazgirt'teki başarıları sonrası
Ermenistan'ın da hâkimiyetlerine açılması, bölgedeki Kürt
topluluklarının ve hanedanların çöküşüne yol açmış, Kürt
toplulukların yerini Türk toplulukları almaya başlamıştır.[20]
Sonraki dönemlerde Selçukluların Kürt topluluklara karşı
çeşitli saldırıları olsa da, Kürt ve Arapların zaman zaman
Selçuklu ordusuyla askerî harekâtlarda yer aldıkları da
bilinmektedir.[20]
Tarihî kaynaklarda bu dönemlerde Kürtlerin adı sıklıkla Suriye
ve çevresindeki bölgede geçmektedir; nitekim Selçuklu
döneminin en önemli olaylarından birisi de Kürdistan
isminin ilk kez Selçuklularca ortaya atılması, Selçuklu
sultanı Sencer'in hâkimiyetinde resmî Kürdistan eyaletinin
ortaya çıkmasıdır.[20][21][22][23]
Bazı
Atabeylerin, özellikle de Atabey İmameddin Zengi'nin fetihleri
ve gerek Kürtlere karşı gerek Kürtlerle birlikte giriştiği
çatışmalar Kürt tarihi ve coğrafyanın şekillenmesinde önemli
bir yer tutmuş, genel olarak bölgedeki Türkler ile Kürtlerin
ilişkileri gelecek dönemlerde sıcaklığını ve önemini
korumuştur.[20]
Nitekim, Kürt kökenli olduğu sağlam kanıtlara dayanan Eyyûbî
hanedanlığı ortaya çıktığında ve zaman içerisinde köklü Türk
toplulukları Eyyûbî tebasına dahil olsalar da kendi
topraklarında hükmetmeye devam etmişlerdir; Zengîlerin
Musul'daki hâkimiyeti buna örnek gösterilebilir. Özellikle
Mısır ve Suriye'de aktif olan Eyyûbîlerin ordusunun çoğunluğu
Türklerden oluşmaktaydı. Bu durum hanedanlığın Kürt kimliğini
azaltmasa da hanedanlıkla Kürt grupların her daim ortak yolda
yürüdükleri de söylenemez, hanedanın tarihi boyunca çeşitli
önemli noktalarda bazı Kürt gruplarının hanedana karşı çıktığı
da bilinmektedir; örneğin kendisi de Kürt kökenli olan[24][25][26]
Selahaddin'in tahta çıkmasına çeşitli Kürt gruplar karşı
çıkmıştı.[20]
Kuzey Afrika, Arabistan, Suriye ve Mezopotamya'daki önemli ve
birçoğu başarılı fetihler sonrasında hâkimiyetini genişleten
Eyyûbîler, Selahaddin'in ölümünden sonra hanedanlığın merkezî
bir yönetimden uzak olan farklı özerk bölgeleri tek bir
sultanlık altında birleştiren sistemi[27]
sonucu sorunlar yaşanmış, saltanat kavgaları baş göstermiş,
farklı güçlerin ortaya çıkışı, örneğin Harezmşahların doğudaki
yükselişi, daha sonra Yemen'in kaybedilmesi, Mısır-Suriye
yönetimsel ihtilafı ve ayrışması gibi durumlar sonucu
hanedanlığın gücü ve etkisi gittikçe azalmış, Memlüklerin
yükselişi ve Mısır'ın düşmesiyle hanedanlık çöküşe geçmiştir.
13. yüzyıl boyunca Kürt toplulukları açısından en önemli
gelişme, Orta Doğu'daki diğer topluluklar için olduğu gibi,
Moğol istilalarıydı. Nitekim Harezmşahların lideri Celaleddin
Harezmşah'ın Moğollardan kaçtığı Diyarbakır'da, tahminlere
göre büyük olasılıkla bir Kürt tarafından 1231'de
öldürülmesinden sonra Moğollar Diyarbakır ve Ahlat'ı talan
edip yıkmışlardır.[20]
Diyarbakır daha sonra 1252'de tekrar talan edilirken, Şahrizur
1245'te istila edilerek yıkılmış, Erbil ise bu dönem boyunca
üç kez istila edilmiştir.[20]
Kürtler genel olarak Moğollara karşı durmuş, sıklıkla
Memlüklerin yanında yer almış, Moğollara karşı direniş
hareketinde rol almışlardır. Nitekim Memlük sultanı Baybars'ın
ordusunda Türk ve Arapların yanı sıra Kürtlerin olduğu da
bilinmektedir.[20][28]
Her ne kadar Moğol İlhanlılar yönetimi altında Kürtlerden pek
bahsedilmese de, Moğolların Kürdistan bölgesini 13. yüzyılın
ilk yarısında fethettikleri ve yönetimleri altına aldıkları,
özellikle Erbil'de yıllar boyu ihtilafın sürdüğü ve sık sık
Kürtler dahil olmak üzere şehirdeki etnik grupları da içine
alan ayaklanmaların, katliamların ve genel olarak sorunların
yaşandığı, bölgenin genel durumunun Selçuklu yönetimindeki
durumuna göre gerilediği bilinmektedir. Yine bu dönemde
bölgenin başkenti Bahar'dan Çemçemal'e taşınmıştır.[20]
Moğollar sonrasında Kürtlerin yaşadığı bölgeler farklı Türk
toplulukları, beylikleri arasında ihtilaf meselesi olmuş, bu
topluluklar zaman zaman Kürtlerle birlikte çalışırken, zaman
zaman Kürtlere karşı politikalar izlemişlerdir. Bu
toplulukların içerisinde Kürtlerin özellikle Diyarbakır
merkezli Akkoyunlular ile olumsuz ilişkileri olmuş, birçok
kaynağa göre "Akkoyunlular sistematik bir şekilde önemli Kürt
aşiretlerini ortadan kaldırmışlardır."[20]
Orta Çağ sonlarından 20. yüzyıla Kürtler

16. yüzyılda kaleme alınmış olan Şerefname Kürt tarihi
açısından önemli bir belgedir ve gerek o dönemin gerekse
öncesinin olaylarına ve gelişmelerine dair birçok bilgi
sunmaktadır. Bilinen o ki 16. yüzyıl ile birlikte bölgedeki
iki ana güç olan Safeviler ve Osmanlıların arasındaki
ihtilaflar Kürt topluluklarının tarihi açısından çok büyük
önem arz etmiştir. Özellikle
Şah İsmail'in başarılı askerî politikalarıyla birlikte
birçok Kürt topluluğu Safeviler hükumdarlığı altına girmiştir;
bununla birlikte Safevi Devleti'nin bu topluluklarla ilişkisi
genellikle olumsuz olmuş, Şii olan Safeviler diğer Şii Türk
liderleri, Sünni olan Kürt liderlerine değişmişlerdir.[20]
Buna karşılık, Sünni Türklerin başta olduğu Osmanlılar ise,
Kürtlere karşı daha yapıcı bir politika izlemiş, bölgedeki
Kürt liderleriyle anlaşmalar yapmış, daha sonra Safevilere
karşı gerçekleşen savaşlarda ve sonrasında bölgedeki Kürt
topluluklarının çoğunluğunun desteğini almışlardır. Nitekim bu
desteğin alınmasında ve Kürtlerin Safevilere karşı Osmanlı
saflarına dahil edilmesinde kendisi de Kürt olan Osmanlı
siyasetçilerinden İdris-i Bitlisi önemli bir rol oynamıştır.[20]
Safevilerden alınan bölgelerde kurulan vilayetlerde Türklerin
yanı sıra Kürtlere de önemli liderlikler verilmiş, birçoğu
babadan oğula geçen bu önemli derebeylik benzeri pozisyonlar
daha sonra da devam etmiştir.[20]
17. yüzyılın sonuna kadar Kürtlerin bölgedeki konumu bu iki
devletin ihtilaflarıyla belirlenmiş, sonunda Safevilerin
tamamen mağlup olup Zagros Dağları'nın ötesinde kalacak
şekilde bölgeden çekilmesiyle gerek Kürtler için gerek bölge
için yeni bir dönem başlamıştır. 17. yüzyıldan itibaren zaman
zaman geçici sürelerle bölgede İran etkisi ve saldırıları
görülse de, Kürdistan bölgesi barındırdığı Kürt halklar ile
birlikte genel olarak Osmanlı kontrolünde kalmıştır. Genel
olarak Kürtler Osmanlı himayesinde Osmanlı ile birlikte dış
etmenlere karşı koymuşlarsa da, İranlıların Kürtlerle
ilişkisinin olmadığını söylemek yanlış olur; örneğin Nadir
Şah'ın ölümünden sonra kısa süreliğine de olsa ülkeyi yöneten,
Zend hanedanına mensup Kerim Han olmuştur.
19. yüzyıl ile birlikte İran - Osmanlı gerginliği tekrar
yükselmiş, Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı bölgelerden Zuhab ve
Süleymaniye bu gerilimin odak noktaları olmuştur. 19.
yüzyıldaki bir diğer önemli gelişme de Osmanlı topraklarındaki
çeşitli Kürt beylerinin ayaklanmasıdır. 1830'lu yıllarda
Bedirhan Bey, Said Bey, İsmail Bey ve Revanduzlu Muhammed gibi
isimler ayaklanmış, bölgede önemli bir güce ulaşmış, aldıkları
çeşitli yerlerde Hıristiyan topluluklar ve Yezidî Kürt
topluluklar katledilmiştir.[20]
Aynı dönemde eski sadrazamlardan
Sivas valisi Reşid Mehmed Paşa ayaklanan Kürtlerin
üzerine, bölgeyi yatıştırması için gönderilmiştir. Uğraşlar
sonucu ayaklanmaların önder ismi Muhammed Paşa 1836 yılında
yakalanmıştır. Bununla birlikte bölgedeki gerilim dağılmamış,
aksine 1839'daki Nizip Muharebesi'nde Osmanlı Devleti'nin
yenilmesi sonrası bölgede ayaklanmalar tekrar baş göstermiş,
1843 yılı dolaylarında Cizre emiri Bedirhan Bey ile Hakkâri
emiri Nurullah Bey ayaklanmıştır. Bu dönemdeki önemli
olaylardan biri de kendilerine uygulanan baskıdan
şikâyetlenmiş olan Hakkârili Nasturilerin Nurullah Bey
tarafından katledilmeleridir.[20]
1840'ların sonuna doğru Osmanlı bunların üzerine bir ordu
yollamış, yenilen liderler sürgün edilmiştir. Kürt
ayaklanmalarıyla ilgili önemli bir husus da, 19. yüzyılda
Osmanlı ile savaş içerisinde olan Rus ordularında bir Kürt
alayının tertip edilmesidir ki nitekim Kırım Savaşı'nda
Rusların iki Kürt alayı seferber ettikleri bilinmektedir.[20]
1800'lü yılların sonunda Hakkâri ve çevresindeki bölgede
tekrar Kürt ayaklanmaları olmuş, bu ayaklanmalar Osmanlı
tarafından belirli bir süre içerisinde yatıştırılmış, bu
dönemde ayrıca Osmanlı tarafından Hamidiye Alayları olarak
anılan Kürt alayları kurulmuştur ki bu alayların kurulması
Kürt aşiretleri arasında ihtilafa ve hatta çatışmalara yol
açmıştır.[20]
Ayrıca 1800'lerin başında Osmanlı topraklarında bağımsızlık
hareketinin güçlendiği bir başka topluluk olan Ermeniler ile
Kürtler arasında gelişen iyi ilişkiler, 1800'lerin son
yıllarında düşüşe geçmiş, çeşitli yerlerde Ermeni
ayaklanmalarının bastırılmasında Kürtler aktif rol
oynamışlardır.[20]
Çağdaş Orta Doğu'da Kürtler ve Kürdistan
Ana madde:
Kürdistan
Orta
Doğu'da Kürtlerin tarih boyunca yaşadığı coğrafî ve etnik
bölge için kullanılan Kürdistan terimine ilk kez
Selçuklular döneminde rastlanır;[29]
12. yüzyıldan itibaren Selçuklular, kendi hâkimiyetlerinde
olan, bugün güney Kürdistan olarak görülen ve o dönemde bir
yönetim birimi olan bölgeyi Kürdistan olarak anmaya
başlamışlar ve bilinen literatürde ilk kez Kürdistan
terimini kullananlar da onlar olmuşlardır.[30][31]
Selçukluların hâkimiyetindeki Kürdistan yönetim bölümünün tam
olarak sınırlarının ne olduğu, bu bölümün yönetimsel
özelliklerinin ayrıntıları gibi konular çok net
bilinmemektedir. Bununla birlikte bu hususlarda çeşitli
kanıtlar ve bilgiler de bulunmaktadır; örneğin 1340 yılında
yazılmış olan Nezhetü'l Kulub isimli eserde Kürdistan
vilayetine dair bilgiler yer almakta, vilayetin sınırları Arap
Irak'ı, Huzistan, Pers Irak'ı, Azerbaycan ve Diyarbakır olarak
verilmiştir.[32]
Selçuklulardan önce bölgede
hâkim olmuş olan Arapların bölgeyi Kürdistan olarak
adlandırmadıkları bilinmektedir.[32]
Kürdistan teriminin Selçuklularca ortaya atılmasından
önce Kürtlerin yaşadığı bölgelere farklı adlar verilmekteydi.
Örneğin, Kürtlerin çoğunlukta yaşadığı bölgelerden olan ve
bugünkü orta Kürdistan'a denk gelen bölgeye el-Zavzan
denmekteydi.[20]
Bununla birlikte bu bölgenin tanımı pek kesin değildir; tam
olarak nereden başlayarak nereye kadar uzandığı çok net
değildir.
Bugün Kürtler yoğun olarak
Toros ve Zagros dağlarının kesiştiği, Mezopotamya'yı da içine
alan, Türkiye'nin Doğu Anadolu, Güneydoğu bölgeleri, Irak'ın
kuzeyi, İran'ın Kürdistan, Batı Azerbaycan, Kermanşah ve
Loristan eyaletlerinde yaşarlar. Kürtlerin yoğunlukta
yaşadıkları Orta Doğu'daki bu bölge için hâlen Kürdistan
terimi de kullanılmaktadır. Azerbaycan'ın Zengilan, Laçın,
Kubadlı ve Kelbecer rayonlarında yaşayan Kürt nüfusu bölge
Ermenistan Silahlı Kuvvetleri tarafından ele geçirildikten
sonra Azerbaycan’ın içlerine göçmek durumunda kalmışlardır.[33]
Ayrıca göçlerle oluşmuş bir Kürt diasporası mevcutsa da, Kürt
nüfusunun ezici çoğunluğu bu coğrafyada yaşamaktadır; bazı
tahminler coğrafyadaki Kürt nüfusunu 22 milyon olarak telaffuz
etmiştir.[34]
Bununla birlikte birçok kaynağa göre verilen rakamlar
genellikle tahminîdir; sonuçta farklı tahminler baz alınarak
Orta Doğu'da Türkiye, İran, Irak ve Suriye ile bunlara ek
olarak Ermenistan'da bulunan Kürt topluluğunun toplam
nüfusunun 20 milyonun üzerinde olduğu söylenebilir.[16]
Kürtlerin diyarı
anlamında olan Kürdistan teriminin ilgili coğrafî bölgeyi
tanımlamaktaki önemi ve kullanımının ötesinde, belirli bir
etnik grubun ve kültürün yayıldığı bölgeyi tanımladığını ve bu
sebeple sosyal ve siyasal bir kavram teşkil ettiğini ortaya
atanlar da olmuştur.[35]
Nitekim Kürdistan terimi (Kürt terimiyle
birlikte) siyasal olarak 20. yüzyıla kadar kullanılmamıştır.[32]
Çağdaş bağlamda Kürdistan isminin kullanımı çeşitli siyasi
ihtilafları beraberinde getirmektedir; örneğin Türkiye devleti
geleneksel olarak Kürdistan teriminin kullanımının bölücü bir
ima taşıdığını öne sürmektedir.[36]
Ara madde:
Türkiye Kürtleri
Orta
Doğu'daki Kürt topluluklarının çoğunluğunun Türkiye'de
yaşamasındandır ki Türkiye Orta Doğu'daki ülkeler arasında en
büyük Kürt nüfusu barındıran ülke konumundadır.[16]
Bununla birlikte Türkiye'deki Kürt nüfusun kesin sayısı da
belirli değildir[16]
ve çeşitli tahminler bulunmaktadır.[37]
Devlet İstatistik Enstitüsü (2005'ten sonra 'Türkiye
İstatistik Kurumu') tarafından 1965'te yapılan Genel Nüfus
Sayımında, 1965'te 31.391.421 olan Türkiye nüfusu'nun
2.219.502'sinin anadili olarak Kürtçe'yi, 4'ünün Kurmanci'yi
beyan ettiği ve 2.219.547'sinin nüfus kaydında Kürtçe'nin
anadili olarak geçtiği, 1.752.858 kişinin Kürtçe'yi, 313
kişinin ise Kumanci'yi ikinci dili olarak beyan ettiği ve
1.753.161'inin nüfus kaydında Kürtçe'nin ikinci dil olarak
geçtiği açıklanmıştır.[38]
Buna göre nüfus kaydında Kürtçe'nin anadil ve ikinci dili
olarak geçtiği kişi sayısı toplam nüfusun yüzde 12,65'ine
tekabül etmektedir. Bununla birlikte 1965 sonrası nüfus
sayımlarında ana dil mevzu bahis edilmediği için daha güncel
verilere nüfus sayımları doğrultusunda ulaşmak mümkün
değildir.[37][39]
Ancak genelde sayımlarda
Zazaların da bu gruba dahil edilmesi kimi zaman karışıklıklara yol
açmaktadır.[1]
2000'li yılların verilerine
bakıldığında, CIA'ye göre, Türkiye'de yaklaşık 14-15 milyon[5]
Kürt asıllı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yaşamaktadır. Etnik
gruplarla ilgili bir proje olan Joshua Project ise
Türkiye'deki, Türkçe konuşanlar dahil toplam Kürt nüfusunun 14
milyon civarında olduğunu belirtmektedir.[4]
2007'de Milliyet gazetesinin
KONDA'ya yaptırdığı ankette yüz yüze görüşme yapılan yaklaşık
50 bin kişinin %13,4'i kendisini Kürt olarak tanımlamış ve 18
yaş altındaki nüfusun eklenmesiyle bu oranın %15,68'e çıkıp,
toplam nüfusa adapte edildiğinde Kürt nüfusunun 11 milyon 445
bin kişi olabileceği tahmin edilmiştir.[3]
2010 tahminlerine göre Türkiye'de 25 milyon, Irak'ta 6
milyon, İran'da 8 milyon, Suriye'de 2 milyon, Lübnan'da 250
bin, Ermenistan'da 100 bin, Azerbeycan'da 200 bin,
Afganistan'da 250 bin, Almanya'da 1 milyon, Avrupa genelinde
2,5 milyon, Rusya'da 500 bin, İsrail'de 250 bin Amerika'da 250
bin, Kanada'da 50 bin, Japonya'da 10 bin, tüm dünyada 50
milyona yakın Kürt kökenli insan yaşamaktadır.
Türkiye'deki Kürtler Güneydoğu
Anadolu ve Doğu Anadolu bölgesine yayılmış halde bulunur.
Osmanlı döneminde Konya, Ankara, Kırşehir ve Aksaray gibi İç
Anadolu'nun köylerine sürülmüş (Orta Anadolu Kürtleri
Kürtçe: Kurdên Anatoliya Navîn) ve Cumhuriyet döneminde
İstanbul, İzmir, Ankara, Adana, Mersin, Samsun, Tokat, Amasya,
Artvin ve Bursa gibi Türkiye'nin büyük kentlerine ve diğer
ülkelere göç etmişlerdir.[39]
Ekonomik ve sosyal sebeplerle, ülkenin görece daha gelişmiş
olan metropollerine yaşanan göçlerin dışında, Cumhuriyetin ilk
dönemlerinde yaşanan isyanlar sonucu birçok zorunlu göç de
yaşanmış, 1990'larda bölgedeki gerilimin artması ve sıklıkla
çatışmaların yaşanması sebebiyle birçok köy boşaltılmıştır.[39]
Bu nedenle, özellikle
Anadolu'nun batısında yaşayan Kürt kökenli nüfusun, Doğu ve
Güneydoğu Anadolu'ya göre çok daha fazla olduğu tahmin
edilmektedir; ancak yukarıda belirtildiği gibi, nüfus
sayımlarında vatandaşlık esas alındığı ve etnik köken
sorulmadığı için, Kürt kökenli nüfusun nerede daha yoğun
olduğu konusunda kesin bir şey söylemek olanaksızdır.[37]
Ayrıca evlenmeler sonucu da nüfus karışmıştır. Bir kısım Kürt
kökenli Türkiye vatandaşı ise başta Almanya olmak üzere,
çeşitli Batı Avrupa ülkelerine göç etmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti'nde de,
Suriye ve İran'daki gibi Kürt azınlığa yönelik çeşitli
yasaklar konulmuş, resmî bir asimilasyon politikası
yürütülmüştür.[20][32][39][40][41][42]
Bazı sosyal bilimcilere göre asimilasyon politikaları daha
sonra ortaya çıkan, özellikle 1970'ler ve 1980'lerde ivme
kazanan Kürt etnik kimliği bazlı Kürt milliyetçisi akımları
beslemiş, bunların ortaya çıkmasına katkıda bulunmuştur.[32]
Cumhuriyetin ilanından sonra Kürt kimliği reddedilmiş,[37]
özellikle 1930'lar ve 1960'larda Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı
bölgelerde bulunan Kürtçe isimli birçok yerleşim birimi ve
coğrafî öğenin ismi değiştirilmiş, Kürtçe isimlerin yerini
Türkçe isimler almıştır.[39]
Bunun dışında kültürel alanda da değişiklikler yapılmış,
örneğin Osmanlı metinleri çağdaş Türkçeye çevrilirken veya
kullanılırken bu metinlerde geçen Kürdistan, Kürd
gibi sözcükler yok sayılmış, metinden çıkarılmış, Kürt kökenli
birçok tanınmış Osmanlı vatandaşının kökeninin Türk olduğu öne
sürülmüştür.[39]
Kürt dilinden, Kürtçe isimlere, Kürt folklorüne kadar kültürün
birçok alanında yasaklar konulmuştur.[37][42]
Cumhuriyetin ilk dönemlerindeki sıkılık Menderes döneminde bir
miktar rahatlasa, asimilasyon çabaları azalsa ve çeşitli
alanlarda özgürlükler artsa da, özellikle 27 Mayıs Darbesi
sonrası, yeni anayasanın daha geniş haklar tanımasına rağmen
bu özgürlükler pratikte azalmış, asimilasyon politikaları
güçlenmiştir.[42]
Kürt kimliğine yönelik hareket özellikle, 12 Eylül Darbesi
sonrasında artmış; açık yerlerde Kürtçe konuşulması sıkı bir
şekilde yasaklanmış ve Kürtlerin "Dağ Türkleri" olduğu iddia
edilmiştir.[37][39][43]
Asimilasyona yönelik olan ve bilimsel temeli bulunmayan bu
iddia[44][45][46][47]
T.C. Genelkurmay Başkanlığı tarafından desteklenmiş, bu kurum
tarafından bastırılan "Beyaz Kitap"'ta şu açıklama yer
almıştır:[43]
« Dağların
yüksek kısımlarında, tepelerde yaz kış erimeyen karlar vardı.
Güneş açınca üzerleri buzlaşan camsı parlak bir tabaka ile
örtülürdü karın yüzü. Üstü sert altı yumuşak olurdu. Bu karın
üstünde yürününce, ayağın bastığı yer içeriye çöker, 'kırt-kürt'
diye ses çıkarırdı. Doğulu Türkmenlere, Kürt denmesinin nedeni
buydu. Bölücülerin Kürt dedikleri, yüksek yaylalarda, karlık
bölgelerde yaşayan Türklerin karda yürürken ayaklarından
çıkardıkları sesin adıydı aslında. »
Benzeri bir iddia da Kürtçe
için ortaya atılmış, Kürtçe'nin aslının Türkçe olduğu ve bu
çeşitliliğin coğrafi şartlarla yaşam tarzının (dışarı ile
temaslarının az olması) değişikliğinden meydana geldiği[48][49]
ve Kürtçe'deki çoğu kelimenin Türkçe, Arapça ve Farsça kökenli
olduğu ileri sürülmüştür.[48][49]
12 Eylül'den sonra da Kürtler Kürt kimliği ile ortaya
çıkamamışlardır; örneğin 1991'deki Körfez Savaşı sırasında
devletin resmî televizyon kanalı TRT Kürtlere Kürt demektense,
haberlerde "Irak'lı etnik gruplar" deyimini kullanıyordu.[50]
1970'ler ve sonrasında özellikle 1980'lerde yoğunluk kazanan
ve 1990'larda devam eden Kürt ayrılıkçı hareketi ile Türk
Silahlı Kuvvetleri arasında çatışmalar yaşanmış, Kürtlerin
yoğunlukta yaşadığı ve bu grupların faaliyetlerini
yoğunlaştırdığı Türkiye'nin güneydoğusunda kalan bölgelerde
olağanüstü hal ilan edilmiştir.[37][42]
1990'larda "Kürt meselesi" fikri reddedilmiş, örneğin TOBB
için hazırlanan ve bu meseleyi ele alan 1995 tarihli rapor
Doğu Sorunu olarak adlandırılmıştır.[39]
Nitekim sorunun "Doğu Sorunu", "Güneydoğu Sorunu" veya "Terör
Sorunu" olarak adlandırılması yaygınlık kazanmış, askeriye
tarafından desteklenmiş, 2000'li yıllarda Türkiye Başbakanı
Recep Tayyip Erdoğan'ın ilk kez "Kürt Sorunu" ifadesini
kullanması da özellikle başlarda bu kesimlerde olumsuz
tepkilere yol açmıştır.[51]
1996'da TRT, Kürtlerin bir Türk
boyu olduğunu ve Kürtçenin uyduruk bir dil olduğunu savunan
bir program yayımladı.[52]
Bununla birlikte 1990'larda genel olarak Türkiye'de yaşayan
Kürt azınlığın durumunda 80'lere ve öncesine oranla rahatlama
kaydedildi, Turgut Özal Türkiye'de ilk defa resmen Kürt
kelimesini telaffuz etti ve Kürtçe konuşma ve yayın yasağı
kısmen kaldırıldı.[53][54]
2000'li yıllarla birlikte diğer bazı yasaklar da kısmen
kaldırıldı, Kürt sorunu açık bir şekilde tartışılmaya başlandı
ve gerek Türkiye Cumhuriyeti devleti gerekse sivil toplum
kuruluşları gibi kurumlarca çeşitli açılımlar
gerçekleştirildi;[40]
örneğin, 1 Ocak 2009 tarihinde, ağırlıklı olarak Kürtçenin
Kurmanci lehçesi ile yayın yapan TRT 6 yayın hayatına başladı.
[55][56]
Kanalın açılışında dönemin Başbakanı Erdoğan Kürtçe başarı
dileğinde bulunarak ilk kez kamuya açık olarak Kürtçe konuşan
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı oldu.[57][58]
Türkiye ve Suriye'de yaygın olan Kürtler arasında en büyük Kürt
hareketi olarak görülen Kürdistan İşçi Partisi (PKK) Türkiye başta olmak
üzere, Avrupa Birliği[59],
ABD[60] ve
NATO[61] da
dahil olmak üzere 31 ülke ve bazı kuruluşlar tarafından terör
örgütü kabul edilmektedir. Bağımsız Kürdistan istemiyle
militan örgütlenmenin yanı sıra parlamenter seçimlere katılan
çeşitli özgürlükçü-hak savunucusu Kürt partileri de olmuş,
bunların birçoğu PKK ile ilişkileri olduğu gerekçesiyle
kapatılmış (örneğin; HADEP, DEP, HEP, DTP). Bu siyasi
geleneğin son partisi olan ve 2009 yılı itibarıyla aktif olan
Demokratik Toplum Partisi (DTP) de aynı gerekçeyle kapatma
davası açılmış ve Türkiye Anayasası gereğince ayrılıkçı parti
olduğu görüşüyle kapatılmış, parti başkanı Sn. Ahmet Türk ve
Aysel Tuğluk'un milletvekillikleri düşürülmüş, siyaset yasağı
getirilmiş, 37 kişiye de 5 yıl boyunca siyaset yasağı
getirilmiştir.
[62] Sinei Milliye çekileceğini açıklayan DTP,
daha sonra aldığı kararla Barış Ve Demokrasi Partisi adı
altında tekrar meclise (T.B.M.M.) döndüler. İki
milletvekilin düşmesiyle grup kurmaları tehlikeye düşen BDP'ye
destek aslen Türk solundan olan İstanbul bağımsız milletvekili
Oğuz Aras'tan geldi ve katılmasını barış ve dayanışma sürecinin devam etmesi
için olduğunu açıkladı.
Ara madde:
İran Kürtleri
İran'da
yaşayan Kürtler çoğunlukla İran-Irak ve İran-Türkiye sınırında
yaşamaktadırlar. Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı, İran
Kürdistanı (Kürtçe: کوردستانی ئران Kurdistanî Iran)
olarak da adlandırılan bölge[63]
Batı Azerbaycan, Kürdistan ve İlam eyaletlerinin büyük
bölümünü kapsamaktadır. Gerek çeşitli Kürt hareketleri gerekse
İran Irak Savaşı dolayısıyla kırsal kesimlerdeki Kürt
nüfusunun azaldığı gözlemlense de, ayrıntılı araştırmalar
yapılmadığı için net veya ayrıntılı bilgi mevcut değildir.[34]
Amerikan istihbarat kurumu CIA
tarafından İran'da Kürt nüfusunun toplam nüfusun %7'sini
bulduğu iddia edilmektedir. Aynı kuruma göre İran nüfusunun
66.429.284 olduğu göz önünde bulundurulursa bu oran (%7) 4
milyon 650 bin civarı bir sayı vermektedir.[64]
Bazı tahminlerse 8 milyon civarındadır.[34]
İran'da, başka ülkelerden,
örneğin Türkiye'den farklı olarak Kürt kimliği reddedilmemiş,
bununla birlikte Farsî kimlik üst kimlik olarak vurgulanmış ve
Kürt kimliği Fars kimliğine oranla daha alt bir kimlik olarak
sunulmuştur.[65]
Örneğin üst İranî kimliği vurgulamak adına Kürtçe sıklıkla
Farsçanın bir lehçesi olarak sunulmaktadır.[65]
Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı diğer bölgelerden farklı olarak
İran'daki Kürtlerin bir özelliği de, İranlılar Şiiyken,
Kürtlerin genelinin Sünni olmasıdır. Bu farklılık İran'daki
Kürt kimliği açısından önemli bir yer tutar.[65]
Bununla birlikte özellikle Kermanşah'ta yaşayan Kürt nüfusun
önemli bir kesimi Şiidir; yine de bunlar genel Kürt nüfusta
azınlık teşkil ederler ve Sünni Kürtler Kürt nüfusun
yaklaşık %75'ini oluşturur.[66]
İran'daki Kürtler ve özellikle
Irak'taki Kürtler arasında önemli bir etkileşim olmuş, bu da
edebiyat ve dil alanında kendisini göstermiştir.[66]
Benzeri bir etkileşim Türkiye'deki Kürtler ile mümkün
olmamıştır; bunun en büyük sebebi İran'daki ve Irak'taki
Kürtlerin büyük kısmının aynı güney Kürtçe lehçesini
konuşmaları ve Kürtçeyi Arap alfabesiyle yazmalarıdır;
Türkiye'deki Kürtlerde ise farklı bir kuzey lehçesi yaygındır
ve Latin harfleriyle yazılmaktadır.[66]
1940'lardan bu yana Kürtçe İran'da resmî olarak yasak olsa da,
özellikle bazı İranlı radyoların kısmen Kürtçe yayın yapmaları
gibi etkenler sebebiyle gelişimini sürdürmüş, çeşitli Kürtçe
yayınlar gizlice yayımlanmıştır.[66]
İranlı Kürtler ve İran'da Kürt
kültürünün gelişimi açısından önemli bir nokta da, 1946–1947
yılları arasında varlığını sürdüren ve Mahabad Cumhuriyeti
veya Kürdistan Cumhuriyeti olarak anılan kısa süreli
Kürt devletidir. Cumhuriyet Ocak 1946'da ilan edilmiş[66]
olsa da bölge 1942 yılından beri Kürtlerin etkisi altındaydı
ve Kürt komiteler çeşitli yönetimsel işlevleri bir süredir
karşılamaktaydı.[65]
1970'lerdeki devrimci
hareketlerin birçoğu, Kürtlere ve Kürtlerin hak taleplerine
olumlu yaklaşmış[66],
Kürtler bu devrimci hareketlere destek vermiş ve bazı aşiret
liderlerinin dışında Kürtlerin çoğunluğu 1979'daki devrimini
de desteklemişlerdir.[67]
Bununla birlikte devrim sonrasında Kürtlerin hak ve
özgürlüklerinde olumlu yönde bir değişiklik olmamıştır.[67]
İran'daki aktif ana Kürt
partileri, federal bir İran'ı ve bu bağlamda Kürt ulusu
haklarının ve kimliğinin tanınmasını savunan İran Kürdistan
Demokrat Partisi (İKDP) ve Marksist Kürt İşçileri Devrimci
Örgütü (KOMALA)dır. İki partinin görüşleri birbirinden farklı
olsa da, ikisi de mevcut rejimin karşıtıdır.[68][69]
İran dahil bölgede Kürtlerin yaşadığı birçok ülkede aktif
faaliyet gösteren bir başka Kürt örgütlenme ise, özellikle
Türkiye'de aktif olan PKK ile yakınlığıyla bilinen, ayrılıkçı
Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK)dir. Bu örgüt 2009 yılında
ABD'deki Obama yönetimi tarafından terörist örgüt olarak
adlandırılmış ve terör örgütlerine uygulanan yaptırımlar
kapsamına alınmıştır.[70]
Ara madde:
Suriye
Kürtleri
Suriye'deki
Kürt nüfusu genellikle Suriye-Türkiye ve Suriye-Irak
sınırlarına yakın bölgelerde, örneğin Kürtçe Sere Kaniye
olarak anılan Ayn el-Arab ve Kürtçe Çiyayê Kurmênc
olarak anılan Cebel el-Ekrad ("Kürtlerin Dağı")
bölgelerinde, yaşamaktadır.[34][65]
Birçok farklı kurum ve uzmanın tahminine göre nüfus 1 ila 2
milyon arasındadır.[34][65][71]
Suriye hükümeti yaklaşık
120.000 kadar Kürdü, Kasım 1962'de yapılan özel bir nüfus
sayımında "Türkiye'den ülkeye yeni girmiş yabancılar"
olduklarını öne sürerek sayım dışı tutmuş ve Suriye
vatandaşlığından ayırmıştır ki o zamandan beri birçok Suriyeli
Kürt vatandaş haklarına sahip değildir ve Suriyeli kimliği,
vatandaşlığı kendilerine verilmemektedir.[65][72][73]
Vatandaşlık haklarına sahip olmayan, sayılarının yaklaşık
olarak çeyrek milyon civarında olduğu düşünülen bu Kürt
nüfusun yasal olarak evlenme, mülk edinme veya eğitim görme
gibi hakları bulunmamaktadır.[73]
Aynı zamanda Kürt bölgesini Araplaştırmak için bir Arap Kuşağı
inşa edilmeye çalışılmış, 1963'te Baas Partisi hükûmeti
"Cezire'nin Araplığını koruma" sloganını kullanarak
Araplaştırma politikasını sürdürmüştür.[65][74]
Örneğin; 1975 yılına gelindiğinde Kürtlerin yoğunlukta
yaşadığı Cezire bölgesinden 300.000 kadarlık bir Kürt nüfus
yerlerinden olmuştur.[73]
Bunların dışında Kürt kültürüne yönelik de birçok devlet
müdahalesi ve yasak söz konusudur; Kürtçenin yayınlarda
kullanılması, resmi olarak konuşulması veya yazılması, öğrenim
dili olması veya iş mekanlarında konuşulması yasaktır.[65]
Her ne kadar uygulamada aksaklıklar yaşansa da, 1988 yılında
düğünlerde Arapça olmayan şarkıların söylenmesini ve
çalınmasını yasaklayan bir yasa çıkmıştır.[65]
Her
ne kadar Suriye'deki ilk Kürt partisi olan Suriye Kürdistan
Demokrat Partisi 1957 yılında kurulmuş olsa ve yasal
olmamalarına, tanınmamalarına rağmen bugün birçok parti
varlığını sürdürüyor olsa da Suriye'deki Kürt hareket ile
Türkiye ve Irak'taki arasında büyük fark vardır.[65][72]
Suriye'deki hareketin çoğunluğu Suriye devletinin baskısıyla
ayrılıkçı bir tondan özellikle uzak durmuşlardır;[72]
Türkiye ve Irak'taki Kürt hareketlerinin daha güçlü olması da
Kürt halkından desteğin Suriye'dekilerden ziyade komşu
ülkelerdeki Kürt hareketlerine kaymasına sebep olmuştur.[72]
Türkiye ve Irak ile karşılaştırıldığında Suriye'deki Kürt
siyasal hareketinin oldukça zayıf olduğu ve diğer iki ülkeye
oranla çok daha az ayrılıkçı unsur çıkardığı söylenebilir.[73]
2000'li yıllara gelindiğinde ise Suriye kütlerinin daha çok
PKK örgütüne destek verdikleri görülmektedir.
Ara madde:
Irak
Kürtleri
Özerk
bölgeyle beraber Irak genelinde Kürt nüfusu Amerikan
istihbaratı CIA'ye göre toplam nüfusun %15-20'lik bir kısmını
oluşturur ki bu da, aynı kaynağın 2009 yılı için verdiği
toplam Irak nüfusu (28.945.657) ile karşılaştırıldığında
4.341.848 - 5.789.131 arası bir Kürt nüfusa işaret eder.[75]
Bazı tahminlerse yaklaşık 5,2 milyon civarındadır.[34]
Irak'ta Kürt nüfusunun geneli
Irak Kürdistan Özerk Bölgesi sınırları dahilinde yaşamaktadır;
Irak'ın kuzeyinde bulunan bu bölgede yaşayan Kürt nüfusun
toplamda 3 milyon civarında olduğu tahmin edilmektedir.[34]
Geri kalan Kürt nüfusun büyük bir kısmı Bağdat'ta
yaşamaktadır.[34]
1991 yılından beridir Bağdatlı Kürtler, 2002 yılından
beri süregelen savaştan ve savaş sonrası Sünni-Şii
geriliminden zarar gören Arapların önemli bir kısmı tehlikeden
uzaklaşmak için Özerk bölgeye göç etmiş, bu sebeple Özerk
bölgenin nüfusunda değişiklikler meydana gelmiştir.[76][77]
Kürtler
20. yüzyıl boyunca Irak'taki önemli bir siyasi ve sosyal güç
olmuş, I. Dünya Savaşında yenilen Osmanlı Devleti'nin
çekilişinden sonra 1919'da Mahmut Berzenci önderliğinde
ayaklanmış, Irak'ın Birleşik Krallık Mezopotamya Mandası
yönetim altındayken 1920'da Berzenci kendini "Kürdistan Şahı"
ilan etmiş ve birkaç kez ayaklanmış (1923 ve 1932'de), bu
ayaklanmalar güç kullanılarak bastırılmıştır. Bu ilk dönemle
birlikte Irak Kürtleri arasında özellikle Barzani aşireti öne
çıkmış ve Irak'taki Kürt halkının hakları ve bağımsızlığı için
çalışmıştır. Nitekim bu çalışmaları yüzünden aşiretin etkili
lideri Mustafa Barzani 1945'te sürgüne gönderilmiş, Barzani
bir süre İran'daki Mahabad Cumhuriyeti'nde kalmış, bu devletin
1946'da son bulmasıyla SSCB'ye geçmiştir. 1958'de Irak'ta
yaşanan darbe sonrası darbeyi gerçekleştiren Abdülkerim Kasım
Kürtlerin siyasi gücünü kullanmak amacıyla, belirli bir oranda
otonomi sözü vererek Barzani'yi Irak'a geri davet etmiş, fakat
sonrasında otonomi sözünün gerçekleştirilmemesi üzerine
Kürtler ile Irak yönetimi arasında yeni çatışmalar patlak
vermişti. Her ne kadar bu arada başka darbeler yaşansa ve
zaman zaman çeşitli ateşkesler imzalansa da genel olarak
anlaşmazlık ve çatışmalar devam etmiştir. 1968'de Baas
Partisi'nin darbeyle iktidara gelmiş, bir süre Kürt hareketi
ile olan çatışmaları sürdürseler de sonunda barış imzalamayı
seçmişlerdir. 1974'te Irak yönetimi Kürtlere karşı yeni bir
saldırıya geçmiş, bu sefer İran ile anlaşarak İran'ın daha
önceden Kürtlere yapmakta olduğu yardımı da sonlandırmıştır.
Bunun karşısında Barzani birçok yandaşıyla birlikte İran'a
kaçarken Kürt hareketinden birçok kişi de toplu olarak teslim
olmuştur. Bu dönemde Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı birçok
bölge, özellikle de petrol zengini olan bölgeler, devlet
eliyle Araplaştırılmıştır. Örneğin 1978-1979'da 200.000 kadar
Kürt zorla ülkenin başka yerlerine sürülmüşlerdir.[78]
Irak
yönetiminin Kürt karşıtı politikaları 1980'lerle birlikte hız
kazanmış, İran Irak Savaşı sırasında da şiddetli bir şekilde
devam etmiş, 1986'da başlayan ve 1989'da son bulan Enfal
Operasyonu dahilinde 100.000 ile 150.000 (ve daha fazlası)
civarında Kürdün katledildiği tahmin edilmiş,[65][79]
Kürt halkına karşı kimyasal silahlar kullanılmıştır;[80]
örneğin Halepçe Katliamı olarak da anılan ve Mart
1988'de gerçekleşen Halepçe'ye zehirli gaz saldırısında
3200-5000 kişi olay anında ölmüş, 7000-10000 kişi
yaralanmıştır.[79]
Birinci Körfez Savaşı sonrasın 1991'deki ayaklanmalarla
birlikte, 1970'den beri kâğıt üzerinde geçerli olan Kürt Özerk
Bölgesi de facto olarak da özerklik kazanmış, BM'nin
koruması altına girmiştir. Bununla birlikte 1990'larda
bölgedeki güçlü iki Kürt partisi Kürdistan Demokrat Partisi ve
Kürdistan Yurtseverler Birliği arasındaki gerginlikler
tırmanmış ve iç çatışma gerçekleşmiştir. Bu çatışmalar gerek
çeşitli programların olumlu etkileri gerekse ABD'nin doğrudan
müdahaleleri ve arabuluculuğu ile birlikte 1998'de sona
ererken,[81]
petrolden gelen kazanç bölgenin refah düzeyinin artmasına
sebep olmuştur.[82]
Bahar
2003'de başlayan İkinci Körfez Savaşı'nda Kürt peşmergeler
Çokuluslu Koalisyon Güçleriyle birlikte yer almış, savaş
sonrası oluşan Irak hükümetinde Kürtler önemli bir rol oynamış
ve müdahâle sonrası ilk Irak Başkanı önde gelen Kürt
politikacı Celal Talabani olmuştur. Savaş sonrasında Kürdistan
Özerk Bölgesi ülkenin kalanına oranla oldukça sakin bir siyasi
ve sosyal atmosfere sahip olmuş ve bazılarınca "Irak'ın
İsviçre'si" olarak anılmıştır.[83]
Gerek bölge gerekse bölgenin başkenti Erbil birçok sosyal ve
ekonomik gelişmeye konu olmuş, örneğin inşaat sektöründe
patlama yaşanmıştır.[83][84][85]
Bölgede 2003'den beri birçok üniversite açılırken, başta
Kürtçe olmak üzere Kürt kültürünün çoğu unsuru üzerine birçok
gelişme kaydedilmiş, sayısız etkinlik yapılmıştır örneğin 2005
yılı itibariyle bölgedeki beş devlet üniversitesi Kürtçe
eğitim vermektedir.[86]
Ara madde:
Ermenistan
Kürtleri
Ermenistan'da
Amerikan istihbaratı CIA'ye göre Ermenistan nüfusu 2009
itibarıyla tahminen 2.967.004 iken, Kürt nüfûs bunun %1,3'ünü
oluşturur ki bu da 38.571 gibi bir sayıya tekabül eder.
Ermenistan'daki Kürt halkının çoğunluğu Yezidilerden
oluşmaktadır. [87]
Bununla birlikte, Sovyetler Birliği'nin dağılımı sonrası
Ermenistan'daki Kürtlerin kültürel imtiyazlarının ellerinden
alınması sonucu bölgede süregelen bir göç eğilimi
gözlemlenmiştir ve yıllar içerisinde Ermeni Kürtlerinin büyük
bir bölümü Ermenistan'ı terk etmiş, özellikle Rusya ve Batı
Avrupa'ya göç etmiştir.[34][88]
Ara madde:
Afganistan
Kürtleri
Kürtler,
zamanında Safevi hükümdarı Şah Abbas tarafından binlerce
Kürdün sürgüne gönderildiği İran'ın kuzeydoğusunda kalan
bölge başta olmak üzere, günümüz Afganistan sınırlarındaki
bölgelerde 1500'lerden beri yaşamaktadırlar.[89]
Zamanında sürgüne gönderilmişlerin çoğunluğu nihayetinde
Afganistan'ın içlerine ilerlemiş, Herat ve diğer batı
Afganistan şehirlerine
yerleşmişlerdir. 16. yüzyılda Afganistan'daki Kürt
kolonilerinin nüfusu on binleri bulmaktaydı.[66]
Bazı Kürtler Afganistan içerisinde yüksek siyasi makamlara
erişmişlerdir; örneğin Ali Mardan Han 1641 yılında Kabil
valisi olmuştur.[90]
Bölgedeki Kürtler, Afganlıların Safevi hükümdarlarıyla olan
ihtilaflarında Afganlıların yanında almış, daha sonraları
diğer bölgesel güçlerle olan ihtilaflarda da bu tutumu devam
ettirmişlerdir.[91]
Günümüzde Afganistan'da yaşayan Kürtlerin sayılarına dair
kesin bir rakam söz konusu değildir; bununla birlikte Paris
Kürt Enstitüsü takriben 200.000 civarında Kürt bulunduğunu
iddia etmektedir.[9]
Afganistan Kürtlerinin Kürtçeyi muhafaza edip etmedikleri ise
bilinmemektedir.
Ara madde:
Diaspora
Kürtleri (genel)
Kürt
diasporası Kürdistan olarak anılan ve Orta Doğu'da
bulunan coğrafî bölge dışındaki Kürt topluluklarını
tanımlamaktadır ve genel olarak Türkiye, İran, Irak ve Suriye
sınırlarında kalan coğrafî bölgedeki özellikle 20. yüzyılın
sonlarına doğru gelişen siyasî çatışmalar ve ihtilaflar
sebebiyle gerçekleşen göçlerin bir sonucudur.[15]
Göçler sonucu oluşan Kürt
diasporası özellikle Batı Avrupa'da yoğunluktadır; Batı Avrupa
dışında özellikle Orta Doğu'nun farklı bölgelerinde (Kürtlerin
yoğunlukta yaşadığı Kürdistan bölgesi hariç), Orta Asya ve
Kuzey Amerika'da kayda değer Kürt toplulukları bulunmaktadır.[15][34]
Paris Kürt Enstitüsü'nün
verdiği verilere göre Almanya'da 500.000 - 600.000, Fransa'da
100.000 - 120.000, Hollanda'da 70.000 - 80.000, İsviçre'de
60.000 - 70.000, Belçika'da 50.000 - 60.000, Avusturya'da
50.000 - 60.000, İsveç'te 25.000 - 30.000, Birleşik Krallık'ta
20.000 - 25.000, Yunanistan'da 20.000 - 25.000, Danimarka'da
8.000 - 10.000, Norveç'te 4.000 - 5.000, İtalya'da 3.000 -
4.000, Finlandiya'da 2.000 - 3.000, Amerika Birleşik
Devletleri'nde yaklaşık 15.000 - 20.000 ve Kanada'da 6.000'i
aşkın Kürt yaşamaktadır.[9]
Diasporalar Ansiklopedisi (Encyclopedia of Diasporas)
de diaspora dağılımını, Paris Kürt Enstitüsü'nün sayılarına
benzer sayılarla ifade etmiştir.[15]
Orta Doğu'da, Lübnan ve İsrail'de de kayda değer Kürt
toplulukları yaşamakta[34],
Lübnan'daki Kürtlerin sayısının 75.000 - 100.000 arasında
olduğu,[15]
İsrail'deki Kürt Yahudilerin sayısınınsa yaklaşık olarak
100.000 civarında olduğu tahmin edilmektedir.[34]
Ayrıca 20. yüzyılın ikinci yarısında Sovyetler Birliği
sayıları 500.000 olduğu sanılan bir Kürt topluluğuna ev
sahipliği yapmaktaydı; bununla birlikte Sovyetler Birliği'nin
dağılması sonrası bölgedeki Kürt toplulukları, gerek bölge
içinde gerekse bölge dışında, farklı yerlere göç etmişlerdir.
Bunun başlıca sebepleri arasında Sovyetler Birliği'nin
dağılması sonrası yaşanan Kafkaslarda oluşan bağımsız
cumhuriyetlerdeki, özellikle de etnik temellere dayanan,
silahlı çatışmalar büyük bir rol oynamıştır.[34]
Bugün büyük bölümü göçmüş olan Ermenistan Kürtleri'nin yanı
sıra Azerbaycan, Kırgızistan, Gürcistan gibi ülkelerdeki
Kürtler de büyük oranda göçme eğilimindedirler; bölgede göç
alan ülkelere örnek olaraksa Kazakistan ve Rusya verilebilir.[34]
Bölgedeki Kürt toplulukları hakkında az sayıda güvenilir bilgi
bulunmaktadır.[34]
Özellikle
Avrupa'daki ilk Kürt topluluklarının geçmişi daha erken
dönemlere dayandırılabilse de, genel olarak Kürt diasporası
özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısında yaşayan birçok siyasî
gelişme, silahlı ihtilaf, savaş, şiddet olayı ve yıkım
sebebiyle olmuştur. Örneğin, 1946'da Kürt Cumhuriyeti'nin İran
tarafından mağlup edilmesi sonrasında bölgedeki birçok Kürt
Irak'a ve Sovyetler Birliği'ne kaçmıştır. 1950'lerde
gerçekleşen, 1953 tarihli İran'daki darbe ile 1958 tarihli
Bağdat'ta gerçekleşen durumlar mültecilere yol açmış;
İran'daki sonrasında bazı Kürtler Sovyetler Birliği'ne ve
Doğru Avrupa'ya kaçarken, Bağdat'taki sebebiyle bazı Kürtler
Birleşik Krallık'a ve İran'a kaçmıştır. Sonrasında özellikle
bağımsız bir Kürt devletini hedefleyen hareketlerin yenilgisi
sonucu birçok Kürt Avrupa ve Kuzey Amerika gibi bölgelere,
Batı'ya iltica etmiştir. Sayılarının 200.000 civarı olduğu
tahmin edilen bu mülteci gruplarının Batı'daki Kürt
diasporasının temelini oluşturduğu ve ilk kalıcı Kürt
toplulukları olduğu düşünülmektedir.[15]
1990'lara doğru Irak'taki Kürt köylerinin yıkımı da Kürt
diasporasının gelişiminde önemli bir rol oynamış birçok Kürt
ülke dışına çıkmıştır. Türkiye'de 1980 Askerî Darbesi ve
sonrasında ortaya çıkan ve etkinliğini hâlen koruyan Kürt
ayrılıkçı hareketi ve bu ortaya çıkan çatışmalar ve şiddet
olayları sonucu birçok Kürt başta Avrupa olmak üzere Batı'ya
göç etmiştir.[15]
Aynı zamanda gerek zorunlu şehirleşme gerekse şiddet olayları
sebebiyle ülkesi içinde yerinden edilen kişilerin sayılarının
1.7 milyon[92]
ile 2,5 - 3 milyon[93]
arasında olduğu tahmin edilmektedir.
Genel
olarak Kürt topluluklarının yaşadıkları ülkelerdeki
asimilasyonuna yönelik çabalar Kürt topluluklarında birçok
karşıt hareketin doğmasına sebep olmuş, meydana gelen şiddet
olayları ve çatışmalar, İran'da 1979'dan, Türkiye'de ise
1984'ten bugüne kadar varlığını korumuş ve korumaya devam
etmekteyken Irak'ta 1961'den 2003'e kadar varlığını
sürdürmüştür.[15]
Bununla birlikte Kürt
diasporasının oluşumundaki tek faktör tarihî coğrafî
bölgelerindeki ihtilaflar ve siyasi gelişmeler değildir:
özellikle ekonomik sıkıntılar ve dünya ekonomisindeki çeşitli
olaylar Kürt diasporasının oluşumunda önemli bir yere sahip
olmuş; örneğin 1960'larda Batı Avrupa'da gerçekleşen ekonomik
patlama bölgeye birçok Kürt topluluğun göçmesine sebep
olmuştur.[15]
Kürt diasporası Kürt kültürüne
önemli katkılarda bulunmuş, özellikle 1990'larla birlikte
açılan Kürt yayın kuruluşlarıyla birlikte Kürt medya
kültürünün temellerini atmıştır. Bununla birlikte Kürt
diasporasındaki farklı yayınlar ve etkinlikler sıklıkla bu
yayın ve etkinliklerin başındaki Kürt gruplardan
etkilenmiştir. Kürt kültürünün farklı ülkelerin sınırlarındaki
Kürt topluluklarının o ülkedeki eğilimler sebebiyle farklı
birçok eğilimi içinde barındırması bu açıdan önemlidir;
örneğin birçok Kürt dili lehçesinin mevcut olmasının yanı sıra
Kürt dilleri, farklı ülkelerde, farklı alfabeler tercih
edilerek yazılmaktadır. Latin harflerini kabul etmiş ve resmî
dili olan Türkçe için Latin harflerinin kullanan Türkiye'deki
Kürtler de Kürt dili için Latin harflerini kullanma
eğilimindeyken, tam tersinin söz konusu olduğu İran ve
Irak'taki Kürtler daha ziyade Arap harflerini kullanırlar.
Bunun Kürt diasporasının etkinliklerindeki bir dışavurumuna şu
örnek verilebilir: Birleşik Krallık'ta, 1995'te kurulmuş olan
Med-TV, büyük oranda Türkiye kökenli Kürtlerin yönetiminde
olmasının bir sonucu olarak, Kurmanci lehçesini ve Latin
harflerinin kullanımını benimsemiştir.[15]
Diasporanın bölündüğü devletlerin de yardımlarıyla Kürt
diasporası birçok kültürel yayının kaynağı olmuş, bu hususta
genellikle Orta Doğu'daki ana Kürt topluluklarını geçmiştir.
Örneğin İsveç'te 1971 ile 1997 tarihleri arasında Kurmanci
dilinde 402 eser basılmıştır.[94]
Bunda Orta Doğu'daki ana Kürt toplulukları üzerindeki çeşitli
kültürel baskıların da etkisi olmuştur; örneğin Kürt diline
dair çeşitli yasaklar Türkiye ve Irak gibi ülkelerdeki Kürt
dilindeki yayınların önünü kesmiştir. Bununla birlikte
1990'lardan itibaren bu yasakların bertaraf edilmesi tersi
yönde etki etmiş ve Türkiye ve Irak'ta Kürt dilindeki
yayınların sayıları artarken, diasporanın bazı yayınlarının
düştüğü veya yayın merkezlerinin Orta Doğu'ya taşındığı bile
gözlemlenmiştir.[15]
Kürt sosyal yapısı Kürt
diasporasında da etkinliğini sürdürmüştür. Ayrıca Kürt
diasporasının oluşum sürecinde, farklı zamanlarda farklı
sosyal gruplardan Kürtlerin ülkelere gelmesi önemli bir
konudur. Örneğin 1970'lerin ortalarına kadar Batı'daki Kürt
diasporasının çoğunluğu ya işçi statüsüyle gelmiş kişilerdi
(Almanya'daki "konuk işçi" olgusu) ya da siyasi mültecilerdi
ki bu ikinci grup, yani siyasi mülteciler, sıklıkla orta sınıf
mensubu kimselerdi. Bununla birlikte 1970'lerin ortalarından
itibaren bir değişim başlamış, örneğin çiftçiler ve bunların
yanı sıra bir dönem gerilla olarak savaşmış kişiler de bölgeye
gelmiş ve büyük ölçüde diasporanın oluşum sürecine
katılmıştır.[15]
Batı medyasında dikkat çekmiş ve birçok kere konu edilmiş bir
başka konu da ataerkil Kürt sosyal yapısının Kürt
diasporasındaki çeşitli sonuçlarıdır; örneğin özellikle kadına
karşı şiddet ve namus cinayetleri Batı'da tartışma
konusu olmuştur.[15]
Benzeri sosyal yapıya sahip diğer azınlıklarda da[95],
örneğin Türklerde[96][97],
benzeri namus cinayetleri gerçekleşmiş ve bunlar da
Batı medyasında yankı bulmuştur.
Ara madde:
Avrupa
Kürtleri (diaspora)
Kürt
diasporasının en büyük bölümünü Avrupa'daki Kürt toplulukları
oluşturmaktadırlar. Avrupa Kıtası'ndaki Kürt diasporasının
yaklaşık %55'nin Türkiye'den gelmiş göçmen ve mültecilerden
oluştuğu tahmin edilmektedir.[34]
Avrupa Kıtası'ndaki Kürt diasporasında Türkiye kökenliler
yaygınken, Birleşik Krallık'taki Kürt topluluğu büyük oranda
Iraklı Kürtlerden oluşmaktadır.[34]
Avrupa'daki Kürt
topluluklarının kökeni 19. yüzyılın sonlarına kadar
sürülebilir; örneğin başlangıçta 1898'de Kahire'de kurulmuş
olan ilk Kürt gazetesi, Kürdistan, çeşitli baskılar
sonucu Cenevre'ye daha sonra da Birleşik Krallık'a
taşınmıştır.[15]
Bununla birlikte Avrupa'daki Kürt varlığı küçük sayılarda
kalmış, 20. yüzyılın ilk dönemlerinde de etkin bir sayıya
ulaşılmamıştır. Bununla birlikte zamanla Avrupa'daki sayıları
artan Kürt topluluğu özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısında
bölgede etkin bir azınlık haline gelmiş örneğin 1948'ten
itibaren bir süre boyunca Paris'te Bulletin du Centre
d'Études Kurdes isimli yayını yayımlamıştırlar.[15]
1960'lardaki Avrupa ekonomisinin büyümesiyle birlikte başta
Almanya olmak üzere birçok Avrupa ülkesine birçok Kürt işçi
olarak gitmiş ve yerleşmiştir. Avrupa'daki Kürtlerin sayısı,
diğer yerlerdeki Kürt diasporası gibi, Orta Doğu'daki çeşitli
sebeplere dayanan, birbiriyle bağıntılı veya bağıntısız birçok
şiddet olayı, savaş ve yıkım sebebiyle sonraki yıllarda
giderek artmıştır. Zaman içinde Avrupa'daki Kürt diasporası
birçok kültürel ve siyasi faaliyette bulunmuş, örneğin çeşitli
TV kanalları kurmuş, büyük konserler gibi sanatsal etkinlikler
tertip etmiş ve Avrupa siyasi arenasında yer almışlardır.
Örneğin Kürt siyasetçi Feleknas Uca Almanya'dan Avrupa
Parlamentosu milletvekili olmuştur.
Ara madde:
Kuzey Amerika
Kürtleri (diaspora)
ABD
ve Kanada'da 22-27 bin dolaylarında Kürt yaşamaktadır;
bunların çoğunluğu (yaklaşık 15-20 bini) ABD'de ikâmet
etmektedir.[15]
Kuzey Amerika'da yaşayan Kürtler kendilerini bu bölgede
temsil etmek adına, 1988 yılında, kâr amacı gütmeyen bir
kuruluş olarak Kuzey Amerika Ulusal Kürt Kongresi'ni (Kurdish
National Congress of North America) kurmuşlardır.[98]
Benzeri bir şekilde Kuzey Amerika'da yaşayan genç Kürtleri
temsil etmek ve bu gençlere yönelik faaliyetlerde bulunmak
adına kâr amacı gütmeyen bir başka örgüt, Kürt Amerikan
Gençliği (Kurdish American Youth) kurulmuştur.[99]
Bunların dışında Kuzey Amerika'da bulunan Kürtler,
Avrupa'dakiler gibi, çeşitli medya organları, örneğin Kürt
bakış açısını ve haberlerini yansıtan çeşitli internet
siteleri gibi, kurmuşlardır.
Ara madde:
Orta Asya Kürtleri (diaspora)
Sovyetler
Birliği'nin dağılması sonrasında Kafkaslardaki Kürtlerden bir
kısmı Orta Asya'daki devletlere göç etmiş, Orta Asya'daki
devletlerde hâli hazırda bulunan Kürtlerde de çeşitli göç
eğilimleri gözlenmiştir.[34]
Bugün Orta Asya'daki çeşitli devletlerde bulunan Kürtlerin
toplam nüfusunun 100 bini aştığı tahmin edilmektedir;
Kazakistan'da 30 bin civarı, Türkmenistan'da 50 bin civarı,
Kırgızistan'da 20 bin civarı, Özbekistan'da 10 bin civarı,
Tacikistan'da ise 3 bin civarı Kürt nüfusun bulunduğu
düşünülmektedir.[15]
Bununla birlikte net sayılar tartışmalıdır; örneğin
Kazakistan'da resmî olarak 46 bin civarında Kürdün yaşadığı
belirtilir, fakat ülkedeki Kürt topluluğu sayılarının bunun
çok üzerinde olduğunu iddia etmiştir.[100]
Ara madde:
Uzak Doğu Kürtleri (diaspora)
Bazı
Kürtler Türkiye'deki şiddet olaylarından dolayı[101]
Japonya'ya sığınmışlardır. Ancak şimdiye kadar Japonya
hükümeti tarafından siyasi mülteci olarak kabul edilen
Türkiye kökenli Kürt yoktur.[102]
"Warabistan" olarak anılan Saitama İli (埼玉県 Saitama-ken)
Warabi kenti (蕨市 Warabi-shi)nde yoğun olarak oturmaktadırlar.[103]
KÜRT DİLİ:
Kürtçe,
Hint-Avrupa dil ailesinin Hint-İrani kolunun kuzey-batı İrani
grubuna ait bir dildir. Her ne kadar çeşitli bilim adamları ve
Kürt milliyetçileri çağdaş Kürtçenin, İran-öncesi
kalıntılara sahip olacağını umut etmiş veya iddia etmiş
olsalar da, bilimsel olarak bunu gösteren hiçbir kanıt
bulunmamaktadır.[104]
İranî diller, özellikle de Kürtçe uzmanı olan David MacKenzie,
çeşitli fonolojik tahliller sonrasında, Kürtçeyi köken
açısından proto-Beluci ve Farsça arasına koyar ve Kürtçe ile
Beluci dili arasında yaptığı karşılaştırmalarla, proto-Kürtçenin
Güney Farsçası ile oldukça yakın temas halinde olduğunu ileri
sürer[104]
Kürtçe, dünyada tahminen 16-26
milyon[108]
insan tarafından konuşulmaktadır. Encyclopaedia Britannica'ya
göre Kürtçenin iki ana lehçesi vardır: kuzey lehçesi olarak
Kurmanci ve merkez lehçesi olarak Sorani.[109]
Oxford'un yayımladığı Uluslararası Dilbilim Ansiklopedisi
(International Encyclopedia of Linguistics) de bu
şekilde bir ayrıma gitmiştir.[110]
Kurmanci özellikle Musul'dan Kafkaslara doğru olan bölgede
yerleşmiş Kürt halkları tarafından konuşulurken, Sorani
Urmiye'den Kürdistan coğrafî bölgesinin daha güneyde kalan
bölgelerine kadar uzanan bir coğrafyada yoğunluktadır. Aynı
kaynağa göre, Zazaca ve Goranice de Kürtçenin alt-lehçeleri
sayılırlar.[109]
Bununla birlikte, hangi dillerin Kürtçenin lehçesi kabul
edilip edilemeyeceği tartışma konusu olmuştur. Örneğin, bazı
kaynaklara göre Zazaca bir lehçe değildir.[111]
Zazacayı Kürtçe lehçesi olarak ele alanlar genelde Goranice
ile birlikte üçüncü bir lehçe kolu, güney lehçe kolu
gibi görürler.[112]
Ortaya atılmış Güney Kürtçe lehçeleri gruplandırmalarından
biri de şöyledir: Kelhuri, Feyli ve Goranice. Zazacadaki
durumun bir benzeri Goranice için de geçerlidir; Goraniceyi
Kürtçenin bir lehçesi olarak değil de ayrı bir dil olarak
gören dilbilimci mevcuttur.[104]
Kürtçenin en yaygın konuşulan
lehçesi olan Kurmancinin yaklaşık olarak 15-17 milyon kişi
tarafından konuşulduğu tahmin edilmektedir.[113]
Türkiye başta olmak üzere Suriye, Ermenistan ve Azerbaycan
gibi ülkelerde yaşayan Kürtlerin ve bu ülkelerden göçmüş olan
Kürt diasporasının çoğunluğu Kurmanci konuşur. Kurmanci ayrıca
İran ve Irak'taki Kürt topluluklarında nadiren konuşulur; Irak
ve İran'daki Kürtlerin çoğunluğu Sorani lehçesini
konuşmaktadır. Sorani lehçesinin Irak'ta yaklaşık olarak 4-6
milyon kişi tarafından, İran'da ise yaklaşık olarak 5-6 milyon
kişi tarafından konuşulduğu düşünülmektedir.[113]
Kürtçe, Irak'ta resmî dil
statüsü kazanmıştır.[75]
Suriye'de ise Kürtçe yasaklanmıştır ve örneğin Kürtçe yayın
yapılması yasaktır.[114]
İran'da resmî dil statüsüne sahip olmasa da yasaklı değildir;
Kürtçe yayın üretilmesi serbesttir. Her ne kadar Kürtçe yerel
gazete ve benzeri yayınlarda kullanılsa da, okullarda
kullanılmamaktadır.[115][116]
Bunun da etkisiyle, İran'daki bazı Kürtler ana dillerinde
eğitim görmek amacıyla Irak'a gitmişlerdir.[117]
Türkiye'de Kürtçe uzun yıllar yasaklı kaldıktan sonra 90'lı
yıllarla birlikte yasaklar çok az da olsa gevşemiştir. Kürtçe
Türkiye'de resmî dil statüsünde olmamasına[5]
ve ülkenin ana yasasına göre Türkçe dışında herhangi dilin
eğitimde kullanılmasının yasak olmasına[118]
karşın, özel televizyonlarda çeşitli birçok sınırlamalar
dahilinde Kürtçe yayın yapılmasına 2006 yılından itibaren izin
verilmiş, 2009 yılında ise devletin resmî televizyonu olan
TRT, 24 saat Kürtçe yayın yapan bir kanal (TRT 6) açmıştır.
KÜRT DÜŞÜNÜRLERİ LİSTESİ ve HAYATLARI-ESERLERİ (yakında
burada...)
KÜRT EDEBİYATI:
Kürt
edebiyatının başlangıcı tartışmalı ve muğlaktır zira İslam
öncesi Kürt edebiyatına dair bilimsel bulgu ve bilgi
bulunmamaktadır.[53]
Bunun sebebi olarak bilim adamları çeşitli fikirler öne
sürmüşlerse de kesin olarak düşünülen sebeplerden birisi
Kürtlerin yaşadığı bölgenin coğrafî konumu sebebiyle Doğu ve
Batı arasında kalması ve sıklıkla istilalara ve istilacılara
sahne olması, birçok yıkım yaşamış olmasıdır.[53]
Bununla birlikte, özellikle İslam sonrasındaki döneme dair
bilgiler birçok Kürt yazarının varlığına işaret eder. Bu
yazarların hepsi Kürtçe eserler vermemişlerdir; bölgenin
kültürel çeşitliliğinin bir sonucu olarak diğer farklı etnik
grupların yazarları gibi Farsça, Arapça ve zaman içerisinde
Türkçe çeşitli eserler kaleme almışlardır.[119]
Bunlara bir örnek, 13. yüzyılda yaşamış ve eserlerini Arapça
kaleme almış olan Kürt tarihçi ve biyografi yazarı İbn
el-Esir'dir.[53]
Kürt edebiyatının erken dönemlerinde Kürtçeye ağırlık vermiş
edebiyatçılara dair pek fazla bilgi bugüne ulaşmamıştır ve bu
kişilere Kürtler hakkında yazılmış olan eski eserlerde pek
rastlanmaz; örneğin Bitlisli Şeref Han'ın Kürt tarihini
anlattığı Şerefname isimli eserinde herhangi bir Kürt
şairine rastlanmaz.[120]
Bazılarına göre Kürt edebiyatının ilk tanınmış şairi olan[116]
ve 15. yüzyılda yaşamış olduğu düşünülen Ali Hariri'den
Şerefname'de bahsedilmez; bununla birlikte 17. yüzyılda
yaşamış olan tanınmış Kürt şairi Ahmed-i Hani (Ehmedê Xanî) kendisinden
bahseder. Ahmed-i Hani'nin bahsetmiş olduğu diğer iki şair de
Molla Ahmed-i Cezirî (Melayê Cizîrî; 1570-1640) ve Faki
Tayran'dır (Feqîyê Teyran; 1590-1660). Sufi olan Ahmed Cezirî
ismini memleketi olan Cizre'den almaktadır; nitekim yıllarca
Cizre'deki Kızıl Medrese'de (Medresa Sor) ders vermiştir.[119]
Divanı, Dîwanî Melayê Cezîrî, bugün hâlâ okunmaktadır
ve 100'den fazla şiir, birkaç tane de rubai barındırır. Bugüne
ulaşmış tek eseri olan divanı, yoğun Sufi imgeler taşır ve
oldukça metafiziksel bir şiir örneği sunar ki şiirleri bu tür
(metafiziksel konulu) yazında ünlü olan İranlı şair Hafız'ın
eserleriyle karşılaştırılmıştır.[119]
Ahmed-i Hani'nin zikrettiği bir diğer isim olan Faki Tayran
Ahmed Cezirî ile aynı dönemde yaşamıştır ki bu iki şairin
birbirleriyle tanıştığı bilinmekte, Hakkarili olan Faki
Tayran'ın Cizre'de Ahmed Cezirî'den ders aldığı
düşünülmektedir.[121]
Eserlerinde özellikle Kürt folkloründen öğeler ağırlıkta olan
Faki Tayran'ın Qewlê Hespê Reş (Siyah Atın Ölümü),
Şêxê Senan (Senan Şeyhi) ve Qiseya Bersiyayî (Bersiyay'ın
Öyküsü) adındaki eserleri en önemli yapıtlarıdır.[122]
Faki Tayran'ın 17. yüzyılda Kürtler ile Safeviler arasında
gerçekleşmiş olan Dimdim Savaşı'na dair eseri ise birçoğuna
göre bu savaşın ilk edebî anlatısıdır ve bugün hâlen okunan
epik bir eserdir.[123]
Ahmed Hariri, Cezirî ve Tayran gibi isimleri, Kürt
edebiyatının en ünlü eserlerinden olan,[124]
Mem ü Zîn ("Mem ve Zin") isimli klasik, epik şiirinin
önsözünde zikreden Ahmed-i Hani veya Ehmedê Xanî, Kürt
edebiyatı açısından çok önemli bir rol oynamış ve genel kanıya
göre eserlerinde Kürt bağımsızlığından bahseden ilk Kürt şairi
olmuştur.[116]
Şairin ünlü eseri Mem ü Zîn, Mem ile Zîn isimlerindeki iki
aşığı konu eden bir mesnevidir ki Sufi öğeler de taşır.[125]
Bir öteki önemli Kürt şairlerinden biri de Mardin doğumlu
Cigerxwîn dir, Kürt şiirinde yeni bir devir açmış ve
emekçi-işçi özgürlükçü şiirleriyle insanları sosyalizme teşvik
etmiş, örgütlenmelerini sağlamıştır.
Bunların dışında, dinî bir akım olan Ehl-i Hakk tarafından
tercih edilen Gorani dilinde (Goranicede) Kürt edebiyatı
açısından önemli birçok eser kaleme alınmıştır. Özellikle
bugünkü İran Kürdistanı'nda kalan bölgede etkin olmuş bağımsız
Kürt liderleri Goraniceyi öncelemiştirler ki bu da bu dilde
edebî eserlerin verilmesine ve bu dilde yazmayı tercih eden
şairlerin türemesine yardımcı olmuştur; örnek olarak 14.
yüzyılda yaşamış ve bu dilde eserler vermiş Molla Perişan (Mele
Perîşan) zikredilebilir.[53]
Nitekim bu dil etkinliğini uzun bir süre devam ettirmiş ve
örneğin 19. yüzyılda yaşamış olan bir başka şair Molla
Abdürrahim Mevlevi (1806–1881) de bu dilde eserler vermiştir.
Ayrıca, Batı'da
Süleymaniye ve çevresinde de 18. yüzyılla birlikte bölgedeki
egemen Kürt siyasi isimlerin teşvikiyle Sorani dilinde edebî
bir gelişim ortaya çıkmıştır.[53]
19.
ve 20. yüzyıllarda Kürt edebiyatı, Kürt dili ile birlikte,
özellikle yazılı Kürt edebiyatı, çok büyük bir ilgi ve
gelişmeye sahne olmuştur. Bunda 19. yüzyılda temelleri atılan
Kürt basınının önemli bir payı vardır.[53]
İlk Kürt basın yayını, dergisi, Kürdistan Kahire'de
1898 yılında yayımlanmıştır.[53]
Birinci Dünya Savaşı sonrasında Kürtlerin yaşadığı toprakların
Türkiye, İran, Irak ve Suriye sınırları içerisinde kalmasıyla
birlikte Kürt dili ve edebiyatı farklı bir döneme girmiş ve
her Kürt topluluğu içinde bulunduğu ülkedeki eğilimlerden
etkilenmiş ve bu etkileşim dile ve edebiyata da yansımıştır.
Örneğin Kürtçenin yazımında 1920'lere kadar Arap harfleri
tercih edilmişken, 1920'lerle birlikte bölgedeki ülkeler
Batıcı politikaları benimsemeye başlayınca, birçok Kürt
topluluğu Latin harfleriyle Kürtçeyi yazmaya başlamışlardır.[15][53]
Buna verilebilecek bir örnek ise, Celadet Ali Bedirhan
tarafından yayımlanmış ve 1932 yılından 1943 yılına kadar
toplam 57 adet basılmış olan basılı ilk Kürtçe edebiyat
dergisi olarak görülen Hawar dergisinin ilk 23 sayısının hem
Latin, hem Arapça harflerle basılıp daha sonra sadece Latin
harflerle basılmasıdır.[126]
Ek olarak, Kürt edebiyatının bu topraklardaki gelişim süreci
ve Kürt edebî eserlerinin ortaya çıkması sıklıkla bu
ülkelerdeki azınlık politikalarıyla doğrudan ilgili olmuş;
örneğin zaman zaman bu ülkelerde Kürtçenin yasaklanmasıyla
birlikte Kürt edebiyatının yavaşladığı, bu tip yasaklamaların
kalktığı veya rahatladığı zamanlarda ise hızlı bir şekilde
geliştiği ve yeni eserlerin ortaya çıktığı gözlemlenmiştir.[34][53][121]
20. yüzyılda Irak'ta Abdullah Süleyman (1904-1962) ve İbrahim
Ahmed gibi isimler öne çıkarken, Suriye'de İkinci Dünya Savaşı
sonrasında Suriye'nin bağımsızlığını almasına dek, başta Emir
Celadet Bedirhan ve kardeşi Emir Kâmuran'ın gayretlerinin
etkisiyle Kürt edebî faaliyetleri yoğunluğunu korumuştur.[53]
İkinci Dünya Savaşı sonrası Suriye'de Kürtlerin haklarının
birçoğunu kaybetmesiyle edebî faaliyetler de durma noktasına
gelmiştir.[53]
Türkiye'de Kürtçe yasağı sebebiyle uzun yıllar Kürt
edebiyatında fazla çalışma yapılamamış olsa da, özellikle
90'larda siyasi iradenin Kürtçe üzerindeki yasakları
kaldırması ve Kürtçe yayıncılığın rahatlamasıyla birlikte Kürt
edebiyatı hızlı bir şekilde gelişmeye başlamıştır.[15]
Ayrıca çeşitli baskılar ve ihtilaflar sebebiyle Kürdistan
bölgesinden ayrılıp başta Avrupa olmak üzere farklı yerlere
göç eden Kürtlerden oluşan Kürt diasporası Kürt edebiyatı
açısından 20. yüzyılda birçok önemli başarıya imza atmıştır.[15][53][116]
Başta devletin azınlıklara basın ve yayın alanında maddi
yardımlarda bulunduğu İsveç olmak üzere birçok Avrupa ve Kuzey
Amerika ülkelerinde yaşayan Kürt toplulukları kendi basın
yayın kuruluşlarını kurmuşlardır.[15][53]
Zaroken Ihsan ("İhsan'ın Çocukları"), Helin
("Yuva"), Gundike Dono ("Dono Köyü") gibi eserleriyle
tanınan Mahmut Baksi ve Tu ("Sen"), Mirina Kaleki
Rind ("Yaşlı Rind'in Ölümü"), Siya Evine ("Yitik
Bir Aşkın Gölgesinde") gibi eserleriyle tanınan Mehmed Uzun
gibi tanınmış Kürt yazarları ortaya çıkmış ve örneğin bu iki
yazar da İsveç Yazarlar Birliği Yönetim Kurulu'nda yer
almışlardır.[53]
Çağdaş dönemdeki diğer bazı Kürt yazarlar ise şunlardır:
Pîremêrd, Abdulla Goran, Osman Sabri, Şêrko Bêkes, Şeyhmus
Dağtekin, Şoreş Welat Demir...
KÜRT YAZARLARI LİSTESİ ve HAYATLARI-ESERLERİ (yakında
burada...)
KÜRT KÜLTÜR SANAT ve TOPLUMSAL
YAPISI:
Kürt
kültürü ve sanatı Orta Doğu'da yüzyıllar boyunca gelişimini
sürdürmüş, diğer millî kültür ve sanat anlayışlarıyla
etkileşime girmiş, bununla birlikte asimile olmamış ve ayrı
bir karakter ile kendisini bugüne kadar muhafaza etmiştir.
Özellikle modern çağlarda herhangi bir ulusal veya
devlet-destekli sanat projelerinin siyasi belirsizlikler
sebebiyle mümkün olmaması, Kürt sanatının daha ziyade bireyler
ve topluluklar eliyle yürümesine yol açmıştır.[127]
KÜRT SANATÇILARI LİSTESİ ve HAYATLARI-ESERLERİ (yakında
burada...)
KÜRT MÜZİĞİ ve DANSI:
Kürt
kültüründe müzik ve dans çok önemli bir yer teşkil etmekte,
özellikle Kürtler arasında yaygın olan dinî inançların ibadet
ve kutlama şekillerinde müzik ve dans temel bir rol
oynamaktadır. Örneğin Kürt kökenli bir inanç olan Ehl-i
Hakk'ın temel ibadeti olan
cem sırasında müzik ve yüksek sesle söylenen dua ve
ilahîler çok önemli bir yer tutarken,[128]
zikirleri sırasında da müzik ve dans temeldir.[129]
Kürt dinî müziğinde özellikle def ve tamburun enstrüman olarak
önemli bir yer tutar.[127]
Kürt kültüründe dinî karakterde
olmayan dans ve müzik de mevcut ve yaygındır. Bayramlar,
düğünler gibi her türlü kutlama ve şenlikte Kürtler dans eder
ve şarkı söylerler. Kürtlerin bu folklorik danslarının onları
komşuları olan diğer etnik kökenlere sahip Müslüman
topluluklardan ayırt edebilmekte önemli bir etken olduğu
belirtilmiştir.[20]
Geleneksel Kürt danslarını birçoğu halk oyunu/halay tarzı
olup, Balkanlar ve Orta Doğu'daki geleneksel halk oyunlarıyla
benzerlik arz eder. Bunlardan bazıları dilan, sepe,
geryandır.
Kürt
müziği de, genel olarak Kürt kültürü gibi, bölgedeki komşu
etnik grupların müzik kültürüyle etkileşime girmiş olsa da,
Arap ve İran müziğinden farklı karakterini korumuş,
etkileşimler sonucu, temelde Dorian gamı olan, Kürt gamı gerek
Arap gerekse İran müzik kültürüne girmiştir.[130][131]
Bölgedeki yaygın diğer müzik kültürlerinin etkisinden büyük
ölçüde kendisini korumuş olan Kürt müziği,[130]
özellikle İran müziğine benzer gibi dursa da, İran müziğine
oranla çok daha içgüdüsel olup, birçoğuna göre ne tam olarak
halk müziği ne de tam olarak eğitilmiş müzik olarak
sınıflandırılabilir.[131]
Bununla birlikte halk müziği (folk müzik) kapsamında ele
alınması gerektiğini savunanlar da mevcuttur.[130]
Kürt müziğinin özellikle Batı müzik kültüründen farklı bir
yönü de tamamen müziğe özel bir müzik terminolojisinden
ziyade, müziğe dair olgu ve kavramların gündelik hayattaki
isimlerle ifade edilmesi, müzik terminolojisinin bu tip bir
adlandırmadan oluşmasıdır.[131]
Makam isimleri de bu yöndedir ve çok çeşitlidir; dini ve
aşiret isimlerinden kadın isimlerine kadar birçok isim makam
ismi olarak kullanılmıştır.[131]
Geleneksel
Kürt müziği icra edenler üçe ayrılırlar: çîrokbêj yani
hikâyeciler, stranbêj yani şarkıcılar, ve dengbêj
yani aşıklar (halk ozanları). Kürt hükûmdar meclislerinde
çalınan resmî, özel bir müzik türü olmaması sebebiyle
genellikle akşam ve gece meclislerinde (toplantı ve
sohbetlerinde) çalınan müzikler klasik müzik olarak kabul
edilirler; bu türe şevbihêrk denir. Birçok şarkı epik
motiflere ve temele sahiptir, ince bir melankoliye Kürt
şarkılarında, özellikle heyran olarak adlandırılan
(sevgili) türkülerinde, sıklıkla rastlanır.[127][131]
Bunların dışında lawje olarak adlandırılan dinî müzik
ve özellikle sonbaharda seslendirilen ve payizok olarak
anılan şarkılar da vardır. Kürt müziği çok çeşitli
enstrümanlar barındırır ki bunlardan birkaçı şunlardır:
tambur, buzuk, ud, qernête, şimşal, dahol, def...[127]
Bilinen en büyük Kürt müzisyen[132][133][134]
olarak genellikle Ziryab zikredilir.[127]
Bununla birlikte 9. yüzyılda İspanya'ya göç etmiş ve Endülüs
müzik geleneğinin kurucusu olmuş olan[127]
Ziryab'ın etnik kökeni tartışmalıdır; zira İranlı olduğunu
iddia edenler de mevcuttur.[135][136][137][138][139]
Kürt müziğinin bugünkü kayda değer temsilcilerinden bazıları
ise şunlardır: Şivan Perwer, Bijan Kamkar, Hasan Zirak,
Mihemed Arif Cizîrî, Kayhan Kalhor, Aram Tigran, Nizamettin
Ariç, Dilşad Said, Tahsin Taha, Ciwan Haco, Şahram Nazeri,
Aki Akbar Moradi,
Kayhan Kalhor, Şehram Nazeri,
yeni nesil müzisyenlerden ki bunlar kürtçe dışında
bulundukalrı ülkeelrin dillerinde söyledikleri şarkıılarıyla
meşhur olmuşlardır; Xatar, Rojin, Agire Jiyan, Dilan, İbrahim
Tatlıses, Mahsun Kırmızgül, Ahmet Kaya, Yavuz Bingöl, Ferhat
Tunç, vs...[127]
KÜRT MÜZİSYENLERİ LİSTESİ ve HAYATLARI-ESERLERİ (yakında
burada...)
KÜRT KİLİM ve HALILARI:
Kürt
kilim ve halıları, Kürt kültürü ve sanatında önemli bir yer
teşkil etmiştir ki Kürtlerin birçok yüzyıldır kilim ve halı
üretmekte olduğu tahmin edilmektedir.[140]
Bununla birlikte, eldeki örnek sayısı oldukça azdır ve çoğu
koleksiyondaki eski Kürt halıları 18. yüzyıldan kalmadır.[140]
Araştırmalara göre Kürt kilim
ve halılarını yapanların çoğunluğu kadınlardır ve halıcılık
özellikle göçebe Kürtlerde çok yaygındır. Geleneksel olarak,
özellikle göçebe Kürtlerde, kadınlar halı ve kilim üretimini
boş zamanlarını değerlendirmekte kullanmışlardır.[140]
Nitekim bazı araştırmacılar, Kürt halıcılığında son dönemde
yaşanan gerilemenin ve üretim azlığının sebeplerinin,
bölgedeki siyasi belirsizlik ve sorunların yanı sıra,
kadınların boş zamanlarında diğer faaliyetlere daha çok zaman
ayırmaya başlaması olduğunu öne sürmüştürler.[140]
Kürt halıları, bölgedeki diğer
halıcılık kültürlerinden etkilenmişse de, kendine has birçok
özelliği vardır. Örneğin, İran ve Türk halıcılığında üç kenar
bordürü barındırırken, Kürt halıları genelde bir veya iki
kenar bordürü barındırır.[140]
Kürt halılarında sıklıkla simetrik düğüm sıraları arasında iki
veya daha çok argaç mevcuttur, çok renkli kenar şeritleri
yaygındır.[23][140]
Çok renkli bu kenarlar, diğer halıcılık kültürlerinden
farklılık arz ettikleri gibi, motifsel açıdan Kürt halılarının
üretildiği bölgelere göre de farklılık arz eder: Türkiye'de
yapılmış Kürt halılarında balıksırtı oluşturacak şekilde
farklı renklerden örülmüş kenarlar yaygınken, İran'da 13 cm
veya daha büyük uzunluklarda renk şeritleri daha yaygındır.[140]
Kenarların dışında, genel olarak Kürt halılarında motif olarak
sekiz köşeli yıldızlar ve benzeri sekiz köşeli şekiller başta
olmak üzere çeşitli geometrik şekiller ve kaplumbağa, tavşan,
ceylan, keklik, kuş gibi
hayvanların figürleri yaygındır.[23][140]
KÜRT USTALARI ve HAYATLARI-ESERLERİ (yakında burada...)
KÜRT SİNEMASI:
20.
yüzyılın sonlarında ilk eserlerini vermeye başlayan Kürt
sineması için tanınmış Kürt yönetmen ve sinemacı Bahman
Ghobadi "doğum yapmasına yardımcı olunması gerekilen...hamile bir kadın" benzetmesi yapmıştır.[141]
Kürt sinemasının başlangıcı, özellikle Kürt kültürünün
Kürtlerin çoğunlukta yaşadığı birçok ülkede çeşitli yasaklara
tabii olmasından dolayı, tam olarak belirlenemese de genel
olarak 1980'lere dayandırılır; bazı kritiklere göre sinemacı
Yılmaz Güney ile olmuştur.[142]
Yılmaz Güney'in 1982'de Cannes Film Festivali'nde ödül almış
Yol[143] ve
Sürü gibi filmleri, her ne kadar Kürtçe olmasalar da, gerek
barındırdıkları görsel öğeler, müzik ve karakterler gerekse
Kürt kimliğini ve deneyimini yansıtan daha konseptsel ve
tematik unsurlar dolayısıyla Kürt sinemasının önemli ilk
örneklerinden sayılmıştırlar.[142][144]
Kürt sinemasının başlangıcı olarak 1980'lerin gösterilmesine
sebep olarak gerek bu dönemde Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı
bölgelerde sinema alanındaki teknolojinin gelişmesi gerekse bu
dönemde Kürt diasporasının sinema dahil sanat ve kültürle daha
yakından, akademik ve profesyonel bir şekilde ilgilenmeye
başlaması gösterilmiştir.[144]
21.
yüzyılla birlikte önemli bir hareketlilik kazanan Kürt
sineması, Bahman Ghobadi'nin 2000 yılında Cannes Film
Festivali'nden Altın Kamera Ödülü alan Sarhoş Atlar
Zamanı[145],
2004 yapımı ve Berlin Film Festivali ve San Sebastián
Uluslararası Film Festivali gibi birçok festivalde ödül
kazanmış olan Kaplumbağalar da Uçar[146][147]
gibi filmleri ve Hüner Salim'in Venedik Film Festivali'nden
En İyi Film Ödülü dahil birçok festivalde ödül kazanmış 2003
yapımı Votka Limon[148]
filmi gibi çeşitli filmlerle uluslararası birçok festivalde
kendini göstermiştir. Yapımlarıyla ödül kazanmış ve Kürt
sinemasını temsil etmiş olan diğer bazı kayda değer
sinemacılara ise Jalal Jonroy, Jano Rosebiani, Jamil Rostami,
Ayşe Polat, Yüksel Yavuz, Nazmi Kırık gibi isimler örnek
olarak verilebilir...
KÜRT YÖNETMENLERİ LİSTESİ ve HAYATLARI-ESERLERİ (yakında
burada...)
KÜRTLERDE DİN:
Kürtler,
dini bakımdan heterojen bir halk olup aralarında birçok farklı
dine mensup gruplar vardır. Bununla birlikte Kürt kültüründeki
baskın dinî yönelim Sünni İslamdır; nitekim bugün Kürtlerin
çoğunluğu Sünni Müslümanlardır.[17]
Özellikle, Türkiye ve İran sınırları içinde yaşayan Kürtler'in
çoğunluğu Sünni mezhebine bağlı (Şafii ağırlıklı) olup bir
kısmı ise Alevidir. Ayrıca Şii, Ehl-i Hak, Yezidi, Hıristiyan ve Yahudi[149][150]
Kürtleri de mevcuttur. Büyük sayılarda Zerdüşt veya Hıristiyan
Kürt gruplarına rastlanmaz; bununla birlikte Zerdüştlükten,
Manihaizme veya Hristiyanlığa kadar birçok farklı dinî akım
Kürt topluluklarının dinî anlayışını etkilemiştir ve çağdaş
Kürtlerin dinî inanışlarında ve ibadetlerinde bu farklı
dinlerin çeşitli imgelerine rastlamak mümkündür.[17]
İlk Kürtlerin dinî inançları
üzerinde çok fazla bilgi bulunmamakta; diğer İranî halklarla
birlikte, Hint-Aryan antik inançlarına inandığı
düşünülmektedir.[17]
Bu ilk inancın belirgin bir elemanı da kozmogonisi, yani
evrenin yaratılışına ilişkin anlayış, inanç ve anlatısıdır. Bu
kozmogoniye göre, tanrı evreni embriyonik bir formda
yaratmıştır. Embriyonik haldeki evreni doğuran ise ateş
tanrısı Mithra (Hint kültüründe Mitra)dır ve bunu
gerçekleştirmek için bir boğayı kurban etmiştir.[17]
Daha sonraları İranî inanç sistemlerinin evrilmesiyle, bu
halklarla yan yana yaşayan ilk Kürtlerin de bu inanç
sistemlerine yöneldiği düşünülmektedir. Özellikle Zerdüştlük
Kürtlerin dinî inancını çok etkilemiştir; öyle ki bugünkü çoğu
Kürt dinî akımlarında, örneğin Ehl-i Hakk ve Yezidilikte,
Zerdüştlükteki çeşitli öğelere, liturjik (ibadetsel, ritüelle
ilişkili) elemanlara rastlanmaktadır.[17]
Dinî anlayışın yazılı değil de sözlü bir kültüre dayanıyor
olması ve çeşitli diğer etkenler sebebiyle bugün genel kanı
Kürtlerin dinî anlayışının oldukça senkretik olduğuna
yöneliktir; bu sebeple bilim adamları Zerdüştlüğün ilk
Kürtlerin o dönemdeki inançlarına karışarak, senktretik bir
şekilde Kürt kültürüne girdiğini düşünmektedir.[17]
Bunun tek taraflıdan ziyade çift taraflı bir etkileşim
oluşturduğu düşünülmektedir; Zerdüştlüğün Batı İranî dinî
akımlardan etkilenmiş olduğu bilinmektedir. Klasik
Zerdüştlükten farklı olarak, Batı İranlılar arasında türeyen
Zurvanizmin de Kürt inancında çeşitli etkileri olmuş olabilir;
örneğin bu dinde çok önemli ve temel bir anlam ve değere sahip
olan dört rakamı Ehl-i Hakk ve Yezidilikte de benzeri
bir şekilde ele alınır.[17]
Erken
dönemde Kürtleri özellikle etkilemiş bir başka din de
Museviliktir. Yahudi Kürtlerin anlatılarında, İsrail ve
Yehuda'nın Asurlu krallarının döneminde Yahudilerin
Filistin'den sürgün edildiği geçer. Bu dönem yaklaşık olarak
MÖ 8. yüzyıla denk gelmektedir ki bilim adamları da genellikle
bu tarihi onaylamaktadırlar.[151]
Nitekim Kürdistan'da yüzyıllarca Yahudi toplulukları yaşamış,
büyük sayılarda Kürt Yahudi toplulukları bulunmuştur. Bununla
birlikte, İsrail devleti kurulduktan sonra Kürt Yahudilerin
çoğu bu yeni devlete göç etmişlerdir.[17]
İslamın Kürtlerin bulunduğu
coğrafyayı fethetmesiyle birlikte Kürt topluluklar arasında
İslam yayılmaya başlamıştır. Bununla birlikte, bu yayılmanın
ne şekilde ne ölçüde olduğu yönünde bilgi kısıtlıdır.[17]
Çeşitli Kürt topluluklarına İslamın yayılmasının senkretik bir
şekilde gerçekleştiği düşünülmüştür; Kürtlerin antik
inançlarını hemen terk etmedikleri açıktır ki, örneğin,
çeşitli kaynaklarda İslamın yayılışından yüzyıllar sonra, 13.
yüzyılda dahi antik İranî dinleri devam ettiren Kürt
kabilelerinin olduğundan bahsedilmektedir.[152]
Müslüman Kürtlerin çoğunluğu
Sünnidirler ve amelde Şafiidirler. Özellikle amelî mezhepleri
olan Şafiilik zaman içerisinde Sünni Kürt kimliği açısından
önemli bir yer edinmiştir; sonradan bölgede oluşan Osmanlı
Devleti'nin Hanefi mezhebini benimsemesiyle Hanefilik bölgede
yayılmış özellikle Kürt olmayan Sünni Müslümanların çoğunluğu
Hanefi olmuşlardır.[17]
Ayrıca Müslüman Kürtlerde tasavvuf oldukça yaygındır ve sufi
kültürü ve inançları Kürtlerin dinî anlayışlarını büyük ölçüde
etkilemiştir.[17]
Bugün Kürtler arasındaki en yaygın tarikatlar Kadirilik ve
Nakşibendiliktir. Her ne kadar birçok tarikat Kürtler
arasında ve Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı Kürdistan bölgesinde
aktif olmuşlarsa da, bugün özellikle bu iki tarikat öne
çıkmakta, bu iki tarikat arasında da en yaygın ve güçlü olanı
Nakşibendilik olmaktadır. Kadiriliğin Kürtlerin yaşadığı
topraklara oldukça eski bir zamanda, Nakşibendilikten önce,
geldiği ve uzun bir süre çok güçlü kaldığı bilinmektedir.
Kadiri Kürtler çileciliğe çok büyük bir önem verdikleri gibi,
bu Kadiri kolu özellikle de genelin dışına çıkan ateşte
yürüme, cam yeme gibi çile eylemleriyle dikkat çekmiştir.[17]
Gerek Kadirilik olsun gerekse Nakşibendilik, bölgedeki diğer
dinî akımlarla, örneğin ve özellikle Ehl-i Hakk ve Yezidilikle
etkileşime girmiştir.[17]
Nitekim Ehl-i Hakk da Yezidilik de sıkı tasavvufî köklere
sahiptirler; örneğin Yezidiliğin kökeni bir sufi şeyhi olan
Adi bin Misafir'e dayanır.[17]
Tasavvufun Kürt toplumundaki en önemli özelliklerinden birisi
de birçok önemli Kürt Sufinin aynı zamanda önemli siyasi
liderler olması, ve sufi liderler ile tasavvufun bazı siyasi
düşünce ve akımlarda büyük rol oynamasıdır.[17]
Her ne kadar çoğunluğu Sünni de olsa Müslüman Kürtlerin içinde
Şiiler de mevcuttur. Başta İran olmak üzere, Irak sınırı,
Kerkük ve Erbil bölgelerinde İsnaaşeriyye kolundan Şii Kürt
gruplar mevcuttur ki İsnaaşeriyye 16. yüzyıldan itibaren
İran'daki resmî dinî yönelimdir.[17]
Birçok bilim adamına göre Şii Kürtler dahilinde ele
alınabilecek diğer iki grup da Türkiye'deki Kürt Aleviler ve
Ehl-i Hak grubudur; bununla birlikte bu dinî yönelimlerin ayrı
bir din mi teşkil ettiği, İslam içinde birer Şii kolu olarak
ele alınıp alınamayacağı tartışmalıdır. Bu topluluklarda temel
çeşitli Şii unsurlar bulunmakla birlikte, antik, İslam-öncesi
inançlardan da çeşitli imge ve öğeler bulunmaktadır.[17]
Zerdüştlük...
Zerdüştlük
eskiden Kürtler arasında önemli bir yere sahipti...
Zerdüştçülük, Zerdüştilik, Mecusilik ya da
yerel dilde Mazdayasna, dünyanın en eski tektanrıcı
dinlerinden biridir. Yaklaşık 3.500 yıl önce Zerdüşt
tarafından İran'da
kurulmuştur. M.Ö 600 ve MS 650 yılları arası Pers
İmparatorluğu'nun resmi dini olmuştur. İranlıların
Müslümanlıktan önceki dini olarak bilinir. Günümüzde
Zerdüştçülüğe dünya çapında inananların sayısının 250,000
civarında olduğu tahmin edilmektedir.[1]
Zerdüştçülük,
tek tanrı olan Ahura Mazda inanışını öğretir. Zerdüştçülüğün
en önemli özelliği, en eski tek tanrılı din olarak kabul
edilmesidir. Fakat daha sonraları dualist bir din olmuş,
dualizmin en tanınmış örneklerinden birini oluşturmuştur. Bu
dinde müminlerin beden öldükten sonra dirilip Ahura Mazda'nın
huzuruna çıkacağına ve orada sorgulanacaklarına inanılır.
Zerdüştçülüğün temelinde tanrı ve şeytanın savaşı yatar.
Zerdüşt, yeryüzündeki kavganın tanrının ruhu Spenta Mainyu ile
şeytanın ruhu arasında olduğuna inanırdı ve her inananın
iyilik için savaşması gerekirdi.
Zerdüşt, Gatalar denen dörtlükler yazmıştır. Bu dörtlükler
Avesta denen kutsal kitapta toplanmıştır. Bu yazılar
Zerdüşt'ün neye inandığını anlatan tek belgedir.
Zerdüştçülükteki şeytan inancı ile batı dinlerindeki melek
anlayışı arasında benzerlikler vardır.
Zerdüştçülüğün
İslamiyet'in İran'da yayılmasına kadar genişlemeye devam
etmiştir. MS 600 civarında Müslümanların Pers (İran)
topraklarını ele geçirmesinden sonra İslamiyet'e geçmişlerdir.
Çok az sayıda Zerdüşt kalmıştır. Geleneksel olarak Zerdüştiler
yeryüzünün insan kalıntılarıyla bozulmaması gerektiğine
inanırlardı. Ölülerini defnetmek yerine üstü açık kulelerin
kuyularına atıp, cesetleri akbabalara ve doğal etkenlere karşı
korumasız bir şekilde bırakırlardı.[2]
Ehl-i Hakk...
Ehl-i
Hakk veya Kürtçe ismiyle Yâresân, İslam kökenli ayrı bir din
olup, Orta Çağ'da ortaya çıkmıştır. Genellikle din bilimlerini
inceleyen bilimsel kaynaklarda aşırı Şiilikle ilişkilendirilen[20]
Ehl-i Hakk, özellikle Kürtler arasında yaygın bir dinî
inançtır ve inanan sayısının bugün yaklaşık olarak 1 - 1,5
milyon civarında olduğu tahmin edilmektedir.
[153][154][155]
İslami kişiliklerden Ali'yi
Tanrı'nın tecellisi olarak gören inanç,[156]
Şii İslam başta olmak üzere tasavvuf, Zerdüştlük ve gnostik
çeşitli düşüncelerden etkilenmiştir.[17]
Bazı bilim adamları, özellikle Batı İran ve genel olarak
İran'da antik zamanlarda yaygın olan din ve mitolojilerden
gelen öğeleri sebebiyle Ehl-i Hakk'ın (Yezidilik ile birlikte)
bir tür Batı İranî veya Kürt dini olarak sayılabileceğini dile
getirirler.[17]
Bu tip benzerliklere bir örnek Ehl-i Hakk (ve Yezidilik'te)
varlığını sürdüren antik İran kozmogonilerinden köken alan
kozmogonidir.[17]
Ehl-i Hakk'taki temel ibadetlerden biri de cemhane
olarak adlandırılan ibadethanelerde yapılan cemdir.
Alevilikteki cem ile aynı adı taşıyan ve liturjik benzerlikler
de barındıran bu ibadette inananlar bir araya gelirler ve
dualar okurlar.[17]
Bazı Ehl-i Hakk gelenekleri yılda en azından 17 kere cem
yapılması gerektiğini savunurlar.[17]
Ayrıca cem ayinini takiben hayvan kurban edilmesi, kurban
etinin hazırlanıp yenmesi de ritüel önemli bir kısmını
oluşturur.[17]
Yezidilik...
Bugün
kendi başına bir inanç olarak kabul edilen[17][157]
Yezidilik, İslam'daki tasavvuf akımı çıkışlı olan, Hint-Aryan
kökleri bulunan bir dindir. Tanınmış bir tasavvuf şeyhi ve
muhafazakâr bir Müslüman olan Adi bin Misafir, Orta Doğu'da
birçok farklı yerde bulunduktan sonra 12. yüzyılda küçük Laliş
vadisine yerleşmiş ve burada önemli bir kitleye hitap etmeye
başlamıştır. Adi bin Misafir'in ölümünden sonra tarikat
akrabaları tarafınca devam ettirilmiştir. Zamanla Adi bin
Misafir'in kabrinin bağlılar açısından dinî önemi artmış,
sonunda bir tapınma odağı olmuş ve şeyhin kendisi de ilahî
olarak algılanmaya başlanmıştır ki bu sebeplerle grup klasik
İslamî anlayıştan koparak, Müslümanlarca İslam dışı kabul
edilmeye başlanmış; bugün anlaşılan şekliyle Yezidilik 14. -
15 yüzyıl civarlarında ayrı bir din olarak meydana gelmiştir.[17][158]
Kürt topluluklarında yaygınlaşmış çeşitli İslam-öncesi
inançlar Yezidilikte kendilerine yer bulmuşlar ve bu antik
inanç ve imgelerin bir kısmı Adi bin Misafir'e atfedilmeye
başlanmıştır.[17]
Bugün Yezidi topluluğun sayısı
hakkında net bir rakam vermek mümkün değilken, bazı kaynaklar
Kafkaslar'da 50.000, Kuzey Irak'ta 100.000-250.000 arasında,
Suriye'de ise yaklaşık 5.000 civarında Yezidi olduğunu
iletmişlerdir.[17]
Avrupa'daki Kürt diasporasında da Yezidi topluluklara
rastlamak mümkündür; örneğin Türkiye'de uzun yıllarca
varlığını kurumuş 10.000 civarında olduğu tahmin edilen Yezidi
topluluğun, 1980'lerle birlikte sosyal yaşamdaki sıkıntılar ve
çoğunluktaki Müslümanların tepkileri sebebiyle başta Almanya
olmak üzere çeşitli ülkelere göç ettiği bilinmektedir;[17]
benzeri göçler Irak ve diğer bölge ülkelerindeki Yezidi
topluluklarında da gözlemlenebilir.[159]
Yezidi toplumu sıkı bir kast yapısına sahiptir.[160][161][162]
Senkretik yapısı sosyal çoğu ibadette de kendisine gösterir;
örneğin çocuklara hem vaftiz hem de sünnet uygulanır.[160]
Yezidi inancında evreni Tanrı
yaratmış olsa da evrenin kontrolünü yedi ilahî varlığın
kontrolüne bırakmıştır. Genel olarak melek olarak anılan bu
varlıklar, heft sirr yani "yedi sır" olarak da
adlandırılırlar. Bunların en önemlisi Tawûsê Melek yani
Tavus Meleği/Melek Tavus'tur. Sıklıkla bir tavus
kuşu olarak betimlenen Melek Tavus İslam'daki şeytan ile
ilişkilendirilir. Bunun en büyük sebepleri, çeşitli kaynaklara
göre, Yezidilerin Melek Tavus'un (bir) diğer isminin şeytan
olması[163]
ve Yezidilik inancında Melek Tavus ile ilgili temel kıssanın
İslam'ın kutsal kitabı Kur'an'daki Adem'e secde etmeyi
reddeden iblis kıssası ile neredeyse aynı olmasıdır. Bununla
birlikte, Yezidiler kıssada Melek Tavus/şeytan imgesinin
Adem'e secde etmemesini olumlu karşılarken, bu Kur'an'da ve
İslam'da olumsuz karşılanır.[164]
Melek Tavus ile ilgili bu fark sebebiyle, Müslümanlar
Yezidileri zaman zaman şeytan-tapıcılar olarak görmüş veya
anmışlardır.[163]
Bununla birlikte Yezidi inancında Melek Tavus bir tür kötülük
ve şer simgesi değildir; genel olarak dünyada iyilik ve
kötülüğün bulunduğuna inanılır. Bu açılardan, din bilimleri
bağlamında Yezidiler şeytan-tapıcılar olarak görülmezler.[158]
Yedi meleğin en önemlisi ve başı olan Melek Tavus Yezidi
inancında Adi bin Misafir ile birlikte çok önemli ve temel bir
konumdadır.
KÜRTÇE İSİMLER VE ANLAMLARI /
Kimlere Verilir:
• Agîr (ateş) /
erkek
• Amed (diyarbakır)
/ erkek
• Alân
(yankı)
• Aram
(huzurlu)
• Ardil
(yürek ateşi) / kız-erkek
• Arî (kül)
• Armanç
(amaç, gaye) / kız-erkek
• Aştî
(barış) /
kız-erkek
• Azad
(özgür) / erkek
• Asmîn (dağ
çiçeği) / kız
• Bargiran
(Dertli)
• Baran
(yağmur)
• Berfin
(kardelen)
• Berfo
(kar)
• Bawer
(inanan)
• Bejna
(güzel endamlı) / kız
• Bengî
(tutku)
• Berat
(serbest)
• Berken (güleryüzlü)
/ kız-erkek
• Berzan
(rehber,bilen)
• Birîndar
(yaralı) / erkek
• Berdan
(bırakılmak)
• Berîvan
(süt sağan kadın)
• Bervan (Berîvan’ın
erkeği)
• Beritan
(Yaylaya giden kız) / kız
• Berzan
(kam, yol gösteren) / erkek
• Cejn
(bayram)
• Cîwan
(genç,delikanlı)
• Çavreş
(gözü kara, yakışıklı) / kız-erkek
• Çavşin (maviş, mavi gözlü) / kız-erkek
• Çîya (dağ)
• Derbas
(geçen)
• Delal
(sevgili,değerli,azi z)
° Deran
( güzzelik ) / kız
• Dewran
(çağ, zaman)
• Dilan
(halay) / kız
• Dilara (gönül alan, gönül okşayan) / kız
• Dîcle (dicle)
• Dîldar
(aşık, sevdalı)
• Dijvar
(zor, çetin)
• Dîyar
(belli, belirgin
• Dîlaver
(cesur)
• Dîlovan
(alçakgönüllü)
• Dilxweş (memnun)
• Dilbirîn
(yaralı gönül)
• Dîmen
(manzara) / kız-erkek
• Dorsin (güzel kokulu) / kız
• Êgit (yiğit) / erkek
• Êzman (gök
yüzü)
• Êvdal
(yoksul, gezgin)
• Evdilxan
(tanrı hizmetkarı) / erkek
• Férat
(Fırat) / erkek
• Gewrî
(kumral)
• Gûlé (Gülüzar)
/ kız
• Hawar
(çığlık) / kız
• Hawin (yaz
gecesi) / kız
• Hélîn (kuş
yuvası) / kız
• Héjâ
(biricik, değerli) / kız-erkek
• Hébûn
(varoluş) / kız
• Heval
(arkadaş, eriten) / kız-erkek
• Hewar
(umutlu) / erkek
• Hezan (çığlık, haykırış) / erkek
• Hîvda (güç birliği) / kız
• Hîvdağ (dağ
çiçeği) / kız
• Hogîr
(cana yakın)
• Hûner (sanat)
• Jîyan
(yaşam)
• Jîr
(akıllı, zeki)
• Kânî (su
çeşmesi)
• Kendal
(eşik)
• Keje
(sarışın kız çocuğu) / kız
• Kévin
(Saçaklardan sarkan buz)
• Kulîlq
(çiçek)
• Lérzan
• Lorin
(aydınlık) / kız
• Mérxas
(yiğit)
• Mîran
(mir) / erkek
• Mîrhan
(ağa, bey) / erkek
• Mîzgîn (müjde) / kız
• Nalîn
(inlemek)
• Newroz
(Nevruz)
• Neçirvan
(avcı)
• Nîjdi
(yakın) / erkek
• Nupelda (yeni açmış tomurcuk) / kız
• Özgür Rohat (hür güneş) / kız-erkek
• Peyman (anlaşma)
• Pélîn
(yaprak)
• Pîjan (dağlarda yetişen güzel kokulu sarı çiçek) /
kız
• Reber
(rehber)
• Rében
(zavallı)
• Renas (yol
bilen) / erkek
• Reyna (bir daha, yeniden) / kız
• Rezan
(öncü) / kız-erkek
• Rizgar (
kurtuluş) / erkek
• Ronî (göz
ışığı) / kız
• Robin
(güneşi görmek) /kız-erkek
• Rojda(güneş doğuşu) / kız
• Rojbîn
(gün kokusu) / kız
• Rojîn (sabah) / kız
• Roza
(gündoğumu) / kız
• Rozerîn
(tanyeri) / kız
• Ronahî
(aydınlık) / kız
• Rûken
(sempatik, güler yüzlü) / kız
• Rûhat
(gelen gün)
• Serciyan (dağın başı) / erkek
• Serhad (doğuanadolu)
/ erkek
• Sérger
(öncü, rehber)
• Sérdal
(dal üstü)
• Sosin
(çiçek çeşidi)
• Şérwav
(savaşçı) / kız-erkek
• Şérin
(tatlı) / kız
• Şérmîn
(utangaç) / kız
° Sérxun
(kanlı başkaldırı)
° Séval (ilkbahar) / kız
• Şîlan
(tomurcuk, dağ gülü, yaban gülü) / kız
• Şiwan
(çoban) / erkek
• Şîrwan
(sütçü)
• Şîyar
(uyanık, hisleri güçlü olan) / erkek
• Şoreş (devrim, devrimci, ihtilal) / kız-erkek
• Wélat (vatan) / erkek
• Xane
(hanım) / kız
• Xemgîn
(üzgün)
• Xezal
(ceylan)
• Yékbûn
(tek)
• Yezdanşer (allahın arslanı, savaşçı kral) / erkek
• Zana (bilge)
• Zélal
(berrak, duru) / kız
• Zerya (okyanus) / kız
• Zîlan
(çığlık) / kız
• Zınar
(kaya)
• Zozan
(yayla)
/ kız
REKLAM & İLAN FİYATLARI:
Unutmayın internet sayfalarımızı ancak sizlerin
katkılarıyla yıllara yayılabilir daha kaliteli sunulabilir.
Şimdi reklam-ilan verin kampanya fiyatlarından yararlanın.
Ayrıca her tülü araç-gereç-para-vs. katkı ve desteklerinizi
kabul ediyoruz. Ödeme şekli banka havale-peşin ödeme-kredi
kartı ile olabilmektedir. Şimdiden teşekkür ederiz.
-3x5 cm reklam-ilan 5000 TL + KDV
-5x8 cm reklam-ilan 8000 TL + KDV
-Buton reklam-ilan 12000 TL + KDV
-Küçük Banner 15000 TL + KDV
-Orta Banner 25000 TL + KDV
-Büyük Banner 45000 TL + KDV
-Anons/Kayıp/Satılık/Kiralık-vs. ilanları: 500 TL + KDV
|
Kaynakça-Dipnotlar:
-
^
a
b
c Andrew, Peter Alford. A.g.e., s. 153.
-
^
"Great Commission Status of the
Kurd People Cluster". Joshua Project. 24
Haziran 2009 tarihinde erişilmiştir.
-
^
a
b "55
milyon kişi 'etnik olarak' Türk". 24 Haziran 2009 tarihinde
erişildi.
-
^
a
b Joshua
Project
-
^
a
b
c "CIA World
Factbook: Turkey". CIA. 9 Haziran 2009
tarihinde erişilmiştir.
-
^
"Iran – People Groups".
Joshua Project. 24 Haziran 2009 tarihinde erişilmiştir.
-
^
"Iraq - People Groups".
Joshua Project. 24 Haziran 2009 tarihinde erişilmiştir.
-
^
"Syria - People Groups".
Joshua Project.
-
^
a
b
c d e
f g
h i j
k l
m n o
p q "The
Kurdish Diaspora". Paris Kürt Enstitüsü. 24
Haziran 2009 tarihinde erişilmiştir.
-
^
Dövlət Statistika Komitəsi. Əhalinin milli tərkibi (1999)
-
^
Lokman, I. Meho; Kelly Maglaughlin (2001). “The Kurds and
Kurdistan: A General Background”, Kurdish Culture and
Society: An Annotated Bibliography. Greenwood Press.
-
^
Lokman, I. Meho; Kelly Maglaughlin (2001). “The Kurds in
Lebanon: An overview”, Kurdish Culture and Society:
An Annotated Bibliography.
Greenwood Press.
-
^
a
b
(1996)
Kurds in the former Soviet Union.
Londra: Kurdish Human Rights Project.
-
^
"Kurd". Encyclopædia Britannica.
(2008). Encyclopædia Britannica Online. 16 Aralık 2008
tarihinde erişilmiştir.
-
^
a
b
c d e
f g
h i j
k l
m n o
p q
r s t
u v
"Kurdish
Diaspora". Encyclopedia of Diasporas.
(2005). Springer US. 18 Aralık 2008 tarihinde erişilmiştir.
-
^
a
b
c d
Sirkeci, İbrahim. "Exploring the Kurdish Population in the
Turkish Context". GENUS, An International Journal of
Demography 56 (1-2): 149-175
-
^
a
b
c d e
f g
h i j
k l
m n o
p q
r s t
u v
w x y
z aa
ab ac
ad
Kreyenbroek, Philip G.
(1996). “Religion and Religions in Kurdistan”,
Kurdish Culture and Identity.
Zed Books Ltd.. ISBN 1856493296.
-
^
a
b
c d e
f g
h i j
k l
m n o
p q
Limbert,
John (1968). "The Origins and Appearance of the Kurds in Pre-Islamic
Iran". Iranian Studies 1 (2): 41-51. 5 Ocak 2009 tarihinde
erişildi.
-
^
a
b
c d
Olson,
Robert. (2002). "Kurds". Encyclopedia of Modern Asia
3: 412-415. Ed. Karen Christensen ve David Levinson. New
York: Charles Scribner's Sons. 8 Mayıs 2009 tarihinde
erişilmiştir.
-
^
a
b
c d e
f g
h i j
k l
m n o
p q
r s t
u v
w x y
z aa
ab ac
ad ae
Bois,
Th..; Minorsky, V.; MacKenzie, D.N. (2009). "Kurds,
Kurdistān". Encyclopaedia of Islam.
Ed. P. Bearman , Th. Bianquis , C.E. Bosworth , E. van
Donzel ve W.P. Heinrichs. Brill. Brill Online. 12 Şubat 2009
tarihinde erişilmiştir.
-
^
Kerim Yıldız, Irak Kürtleri, Belge Yayınları,
İstanbul, Haziran 2005, ISBN 975-344-329-3, s. 21-22.
-
^
Nezan, Kendal. "Who are the Kurds?".
Paris Kürt Enstitüsü. 26 Şubat 2009 tarihinde
erişilmiştir.
-
^
a
b
c
Izady, Mehrdad R. (1992).
The Kurds: A Concise Handbook.,
46, Taylor & Francis.
-
^
"Ayyubids and Mamluks". Historical Atlas of the
Islamic World:
62-63. (2004). Derby, Birleşik Kralıık: Cartographica. Gale.
-
^
Hillenbrand, Carole. (2004). "Sultanates: Ayyubid".
Encyclopedia of Islam and the Muslim World
2: 657-660. Ed. Richard C. Martin. New York: Macmillan
Reference USA.
-
^
Schultz, Warren C.. (2004). "Saladin (1137 or 1138–1193)".
Encyclopedia of Islam and the Muslim World
2: 608. Ed. Richard C. Martin. New York: Macmillan Reference
USA.
-
^
Shillington, Kevin (2005). Encyclopedia of African
history,
438, CRC Press. ISBN 1579584535.
-
^
Daly, M.W.; Petry Carl F. (1998). “The Bahri Mamluk
sultanate, 1250-1390”, The Cambridge history of Egypt
(İngilizce dilinde), 260, Cambridge University Press. ISBN
0-521-47137-0.
-
^
Limbert, John (1968). "The Origins and Appearance of the
Kurds in Pre-Islamic Iran". Iranian Studies
1 (2): 41-51
-
^
Nezan, Kendal. "Who are the Kurds?".
Paris Kürt Enstitüsü. 26 Şubat 2009 tarihinde
erişilmiştir.
-
^
Izady, Mehrdad R. (1992). The Kurds: A Concise
Handbook,
46, Taylor & Francis.
-
^
a
b
c d e
Özoğlu, Hakan (2004). Kurdish notables and the
Ottoman state: evolving identities, competing loyalties, and
shifting boundaries.
SUNY Press. ISBN 0791459934.
-
^
Azerbaycan'da Göçmen Sorunu
-
^
a
b
c d e
f g
h i j
k l
m n o
p q
r s
Nezan,
Kendal (1996). “The Kurds: Current Position and Historical
Background”, Kurdish Culture and Identity.
Zed Books Ltd.. ISBN 1856493296.
-
^
Barzani, Mesud (2003). Mustafa Barzani and the
Kurdish liberation movement (1931-1961),
6-7, Palgrave Macmillan. ISBN 031229316X.
-
^
Koenig, Matthias (2007). Democracy and human rights
in multicultural societies,
95, Ashgate Publishing, Ltd.. ISBN 0754670309.
-
^
a
b
c d e
f g
Held,
Colbert C.; Mildred McDonald Held (2000). “The Turkish
Population”, Middle East patterns: places, peoples,
and politics.
Westview Press. ISBN 0813334888.
-
^
Andrews, Peter Alford (Aralık 1992). Türkiye'de Etnik
Gruplar,
152, İstanbul: ANT Yayınları. ISBN 3757350036.
-
^
a
b
c d e
f g
h
Houston, Christopher.
(2005). "Creating a Diaspora within a Country: Kurds in
Turkey". Encyclopedia of Diasporas
II: 403-414. Springer US.
-
^
a
b
Kinzer,
Stephen (Ocak 2006). "Kurds in Turkey: The Big Change".
The New York Review of Books
53 (1)
-
^
Gunter, Michael M. (1997). The Kurds and the future
of Turkey.
Palgrave Macmillan. ISBN 0312172656.
-
^
a
b
c d
van
Bruinessen, Martin (Şubat 1984). "The Kurds in Turkey".
MERIP Reports
121: 6-12, 14
-
^
a
b
Aslandaş, Alper (1995). Popüler Siyasi Deyimler
Sözlüğü,
66, İletişim Yayınları. ISBN 9754705100.
-
^
Gunter, Michael M. (1988). "The Kurdish Problem in Turkey".
Middle East Journal
42: 389-406
-
^
Cottam, Martha L.; Beth Dietz-Uhler, Elena Mastors, Thomas
Preston (2004). Introduction to political psychology,
210, Lawrence Erlbaum Associates. ISBN 0805837701.
-
^
Stavenhagen, Rodolfo; United Nations Research Institute for
Social Development (1996). Ethnic conflicts and the
nation-state,
193, Palgrave Macmillan. ISBN 0312159714.
-
^
Andreopoulos, George J. (1997). Genocide: conceptual
and historical dimensions. University of Pennsylvania Press. ISBN 0812216164.
-
^
a
b
Süleyman Sabri Paşa (1982). Van Tarihi ve Kürt
Türkleri Hakkında İncelemeler,
sf. 62, Ankara: Türk Kültürü Araştırma Ens..
-
^
a
b
Çankaya, Necati (2000). Çağlar Öncesinden Günümüze
Doğu Anadolu,
sf. 233, İstanbul: ABO Ajans. ISBN 975-97021-0-X.
-
^
Düzgören, Koray. (1996). "Türkiye'nin Kürt Sorunu".
Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi
13: 854. İletişim Yayınları.
-
^
Faltas, Sami (2006). Governance and the Military:
Perspectives for Change in Turkey.
The Centre of European Security Studies. ISBN 9076301212.
-
^
Düzgören, Koray. A.g.e., s. 854.
-
^
a
b
c d e
f g
h i j
k l
m n o
Blau, Joyce (1996). “Kurdish Written Literature”,
Kurdish Culture and Identity.
Zed Books Ltd. ISBN 1856493296.
-
^
Dunn, Michael Collins (Haziran 1993). "Turkey Loses Ozal at
A Crucial Moment". Washington Report on Middle East
Affairs
64. 6 Ocak 2009 tarihinde erişildi.
-
^
"Çok Dilli Kanal Test Yayınında", Türkiye Radyo
Televizyon Kurumu.
-
^
Romano, David (Ocak
2009). "Turkey Addresses PKK Challenge with Kurdish Language
Reforms". Terrorism Focus
6 (1)<http://www.jamestown.org/single/?no_cache=1&tx_ttnews[tt_news]=34352>
-
^
"Turkey launches Kurdish-language television station". 13
Haziran 2009 tarihinde erişilmiştir.
-
^
"Başbakan ‘TRT Şeş bi xwêr be’ diyecek". 13 Haziran 2009
tarihinde erişildi.
-
^
(2006). "COUNCIL COMMON POSITION 2006/380/CFSP of 29 May
2006 updating Common Position 2001/931/CFSP on the
application of specific measures to combat terrorism and
repealing Common Position 2006/231/CFSP". Official
Journal of the European Union.
25 Haziran 2009 tarihinde erişildi.
-
^
"Foreign Terrorist Organizations".
Office of the Coordinator for Counterterrorism (Nisan
2008). 25 Haziran 2009 tarihinde erişilmiştir.
-
^
"NATO chief declares PKK terrorist
group". People's Daily Online (Aralık 2005).
25 Haziran 2009 tarihinde erişilmiştir.
-
^
"DTP’ye kapatma davası açıldı", NTVMSNBC. 15 Haziran
2009 tarihinde erişilmiştir.
-
^
"Iranian Kurdistan".
Unrepresented Nations and Peoples Organization. 15
Haziran 2009 tarihinde erişilmiştir.
-
^
"CIA World Factbook: Iran".
CIA. 15 Haziran 2009 tarihinde erişilmiştir.
-
^
a
b
c d e
f g
h i j
k l McDowall,
David (2004). A modern history of the Kurds.
I.B.Tauris. ISBN 1850434166.
-
^
a
b
c d e
f g
Chaliand, Gérard; Abdul Rahman Ghassemlou, Marco Pallis
(1993). A People Without a Country: The Kurds and
Kurdistan.
Zed Books. ISBN 1856491943.
-
^
a
b "Minorities
At Risk Project : Assessment for Kurds in Iran".
University of Maryland (Aralık 2003).
-
^
Romano, David (2006). The Kurdish nationalist
movement: opportunity, mobilization, and identity,
246 vd., Cambridge University Press. ISBN 0521684269.
-
^
Rahnema, Saeed; Sohrab Behdad (1996). Iran After the
Revolution: Crisis of an Islamic State.
I.B.Tauris. ISBN 1860641288.
-
^
"U.S. brands anti-Iran Kurdish group terrorist", Reuters,
4 Şubat 2009. 15 Haziran 2009 tarihinde erişilmiştir.
-
^
"The cultural situation of the
Kurds". Avrupa Konseyi Parlementerler Meclisi
(Temmuz 2006). 16 Haziran 2009 tarihinde erişilmiştir.
-
^
a
b
c d Lowe, Robert
(Ocak 2006). "The Syrian Kurds: A
People Discovered". Chatham House. 21 Haziran
2009 tarihinde erişilmiştir.
-
^
a
b
c d
Saha,
Santosh C. (2006). Perspectives on contemporary
ethnic conflict: primal violence or the politics of
conviction?.
Lexington Books. ISBN 0739110853.
-
^
Hasanpur, Emir (Ocak 1997). Kürt Diliyle İlgili
Devlet Politikaları ve Dil Hakları,
64, İstanbul: Avesta Yayınları. ISBN 9757112208.
-
^
a
b "CIA
World Factbook: Iraq". CIA (Mayıs 2009). 23
Haziran 2009 tarihinde erişilmiştir.
-
^
"Iraqi Kurdistan: From killing zone
to safe haven". The Economist (Ağustos 2006).
23 Haziran 2009 tarihinde erişilmiştir.
-
^
"IRAQ: Iraqi Arabs seek refuge in
Kurdish north". IRIN (Ekim 2007). 23 Haziran
2009 tarihinde erişilmiştir.
-
^
Farouk-Sluglett, M.; P. Sluglett, J. Stork (1984).
Not Quite Armageddon: Impact of the War on Iraq,
24, MERIP Reports.
-
^
a
b "1988:
Thousands die in Halabja gas attack". BBC. 23
Haziran 2009 tarihinde erişilmiştir.
-
^
"Weapons of Mass Destruction in the
Middle East: Iraq". James Martin Center for
Nonproliferation Studies (CNS) (Nisan 2006). 23 Haziran
2009 tarihinde erişilmiştir.
-
^
Leezenberg, M. (2005). "Iraqi Kurdistan: contours of a post-civil
war society". Third World Quarterly
26 (4-5): 639
-
^
Gunter, M.M., M.H.Yavuz (2005). "The continuing Crisis In
Iraqi Kurdistan". Middle East Policy
XII (1): 123-124
-
^
a
b
Butters,
Andrew Lee (Nisan 2007). "Kurdistan: Iraq's Next
Battleground?". 23 Haziran 2009 tarihinde erişildi.
-
^
"Gulf developers creating mini
property boom in Kurdistan". PropertyWire
(Kasım 2008). 23 Haziran 2009 tarihinde erişilmiştir.
-
^
Hope, Bradley (Ekim 2008). "An
American suburb in Erbil". The National. 23
Haziran 2009 tarihinde erişilmiştir.
-
^
"Iraq: Kurdish Culture Begins To
Flourish In Kurdistan Region". Radio Free Europe
Radio Liberty (Aralık 2005). 23 Haziran 2009 tarihinde
erişilmiştir.
-
^
"CIA World Factbook: Armenia".
CIA (Mayıs 2009). 23 Haziran 2009 tarihinde
erişilmiştir.
-
^
"Kurds and Kurdistan: A General
Background". sf. 22
-
^
Freebody, Peter; Anthony R. Welch. Knowledge, Culture,
and Power: International Perspectives on Literacy as Policy
and Practice,
40.
-
^
Bosworth, Clifford Edmund; E. Van Donzel, B. Lewis.
The Encyclopaedia of Islam,
63.
-
^
Axworthy, Michael. The Sword of Persia: Nader Shah,
from Tribal Warrior to Conquering Tyrant,
88.
-
^
(2002). "Displaced and disregarded: Turkey's failing village
return program". Human Rights Watch
-
^
Kirişci, K.; Winrow, G. (1997). The Kurdish question
and Turkey: An example of a trans-state ethnic conflict.
Londra: Frank Cass.
-
^
Tayfun, M. (1998). Kurdiskt fOrfattarskap och Kurdisk
bokutgivning: Bakgrund, viIIkor, betydelse.
Stokholm: Apec.
-
^
"Almanya'da namus cinayeti davası".
DW-WORLD.DE (Aralık 2008). 21 Aralık 2008 tarihinde
erişilmiştir.
-
^
"Hollanda'da namus cinayeti
protestosu". Hürriyet (Mart 2004). 21 Aralık
2008 tarihinde erişilmiştir.
-
^
"Almanya'da namus cinayeti
tartışmaları". Hürriyet (Nisan 2006). 21
Aralık 2008 tarihinde erişilmiştir.
-
^
Kurdish National Congress of North America internet sitesi
-
^
Kurdish American Youth internet sitesi
-
^
Pannier, Bruce (Haziran 2007). "Kazakhstan:
Ethnic Minorities Guaranteed Seats In Parliament".
Radio Free Europe Radio Liberty. 31 Aralık 2008
tarihinde erişilmiştir.
-
^
"Mülteci davaları (6)" (Japonca).
Japan Institute of Constitutional Law.
-
^
"BM ile Japonya arasında Kürt
sığınmacı gerilimi". BBC Türkçe (Ocak 2005).
-
^
"Warabistan - Japonya'daki Kürtler".
-
^
a
b
c
MacKenzie, David N. (1961).
"The Origins of Kurdish". Transactions of the
Philological Society:
68-86
-
^
Gordon, Raymond G. Jr. (2005). “SIL - Kurdish, Central”,
Ethnologue: Languages of the World, Fifteenth edition.
-
^
Gordon, Raymond G. Jr. (2005). “Kurdish, Northern”,
Ethnologue: Languages of the World, Fifteenth edition.
-
^
Gordon, Raymond G. Jr. (2005). “SIL - Kurdish, Southern”,
Ethnologue: Languages of the World, Fifteenth edition.
-
^
"Estimate of Kurdish speakers".
-
^
a
b
"Kurdish
language". Encyclopædia Britannica.
(2009). 3 Ocak 2009 tarihinde erişilmiştir.
-
^
McCarus, Ernest N.. "Kurdish". International
Encyclopedia of Linguistics.
Ed. William J. Frawley. Oxford University Press. 6 Ocak 2009
tarihinde erişilmiştir.
-
^
Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Summer Institute of
Linguistics (SIL) ve İranoloji'ye göre Zazaca bir lehçe
değildir.(bknz: Zaza Language (SIL))
-
^
Gordon, Raymond G. Jr. (2005). "Zazaca-Goranice
Dil Ağacı". Ethnologue.
-
^
a
b
Thackston, W. M.. "Kurmanji Kurdish:
A Reference Grammar with Selected Readings".
Harvard University. 4 Ocak 2009 tarihinde erişilmiştir.
-
^
"Repression of Kurds in Syria is
widespread". Amnesty International Report
(Mart 2005).
-
^
Hassanpour, Amir. "The language
policy of Iran from State policy on the Kurdish language:
the politics of status planning". University of
Toronto.
-
^
a
b
c d Blau, Joyce.
"The Kurdish Language and
Literature". 31 Aralık 2008 tarihinde erişilmiştir.
-
^
Watson, Ivan, "Neighboring Kurds Travel to Study in Iraq",
NPR.
-
^
Kabasakal, Zehra F. (2007). Human Rights in Turkey,
349, University of Pennsylvania Press. ISBN 0812240006.
-
^
a
b
c van Bruinessen, Martin. "The
Kurds and Islam". Universiteit Utrecht. 31
Aralık 2008 tarihinde erişilmiştir.
-
^
Shakely, Farhad (Ocak 2002). "Aesthetic aspects in the
poetry of Mala-ye Jaziri". International Journal of
Kurdish Studies.
31 Aralık 2008 tarihinde erişildi.
-
^
a
b "Kurdish
Literature". Kurdish Academy of Language. 31
Aralık 2008 tarihinde erişilmiştir.
-
^
Ağın, Ömer. "Kürt dili uydurma
mıdır?". Kurdistan-Post.com. 31 Aralık 2008
tarihinde erişilmiştir.
-
^
Hassanpour, Amir. "Dimdim".
Iranica. 31 Aralık 2008 tarihinde erişilmiştir.
-
^
Kemaloğlu, Selah. "Söz ile Yazı Arasında Bir Edebiyat". 31
Aralık 2008 tarihinde erişildi.
-
^
Açıkgöz, Nâmık (2007). "Türkçe ve Kürtçe Mem u Zin ile
Fuzûlî'nin Leylî vü Mecnûn Mesnevîsinin Mukayesesi".
Turkish Studies: International Periodical For the Languages,
Literature and History of Turkish or Turkic
2 (4). 31 Aralık 2008 tarihinde erişildi.
-
^
Radikal gazetesi Kitap eki, Sayı 38, 28 Ağustos 2009.
-
^
a
b
c d e
f g
Kugay,
Kutay (2007). "The way of Kurdish Music". Sing Out!
The Folk Song Magazine.
25 Şubat 2009 tarihinde erişildi.
-
^
Mir-Hosseini, Ziba (1996). “Faith, Ritual and Culture among
the Ahl-e Haqq”, Kurdish Culture and Identity.
Zed Books Ltd.. ISBN 1856493296.
-
^
Kjeilen, Tore. "Ahl-e Haqq". Looklex Encyclopedia.
25 Şubat 2009 tarihinde erişilmiştir.
-
^
a
b
c McComb, T.M.. "Kurdish
Music". Medieval Music & Arts Foundation. 25
Şubat 2009 tarihinde erişilmiştir.
-
^
a
b
c d e
Poche, Christian. "Kurdish Music".
25 Şubat 2009 tarihinde erişilmiştir.
UNESCO Koleksiyonu'ndan iranonline.com
sitesinde yayımlanmaktadır.
-
^
Ruiz, Ana (2007). Vibrant Andalusia: Moorish Culture
in Southern Spain,
53, Algora Publishing. ISBN 0875865399.
-
^ "Cello
- Los Kurdos - Transoxiana 2".
-
^
"CULTURA".
-
^
Nicholson, Reynold Alleyne. A Literary History of the
Arabs,
418.
-
^
Beg, Muhammad Abdul Jabbar (1982). Persian and
Turkish Loan-words in Malay,
80.
-
^
Monroe, James T. (2004). Hispano Arabic Poetry: A
Student Anthology,
7, Gorgias Press.
-
^
Zuhur, Sherifa (2001). Colors of Enchantment: Theater,
Dance, Music, and the Visual Arts of the Middle East,
324.
-
^
Payne, Robert (1961). The Holy Sword: The Story of
Islam from Muhammad to the Present,
186.
-
^
a
b
c d e
f g
h
Eagleton, William (1996).
“Kurdish Rugs and Kelims: An Introduction”, Kurdish
Culture and Identity.
Zed Books Ltd.. ISBN 1856493296.
-
^
Kutschera, Chris (2003). "Kurdistan
Iran: Bahman Ghobadi and the Pain of Giving Birth to Kurdish
Cinema". The Middle East Magazine.
-
^
a
b
Farzanefar, Amin (2005). "Interview
Mehmet Aktas and Bülent Kücük: "Kurdish Cinema Really
Started out with Yilmaz Güney"". Qantara.
-
^
"Awards 1982". Festival
de Cannes.
-
^
a
b Kamal,
Muhammad. "Kurdish Cinema: In
Search of Cultural Identity". Open Channel.
-
^
"Awards 2000". Festival
de Cannes.
-
^
"55th Berlin Film Festival: The
Juries and The Awards". Berlin Film Festival.
-
^
"52 edition. 2004 Awards".
Donostia Zinemaldia Festival de San Sebastian.
-
^
"Awards for Vodka Lemon".
IMDb.
-
^
Günaydın, Eşref (Nisan 2003). Yahudi Kürtler:
Babil'in Kayıp Çocukları. Karakutu Yayınları. ISBN 9758658379.
-
^
"Eskiden Urfa, Diyarbakır, Van (Başkale), Mardin (Nusaybin
ve Cizre) ve Hakkâri (Yüksekova)'de Kürt kültürüyle
özdeşleşme eğilimi gösteren Yahudilerin tanamı 1950'lerin
başlarında İsrail'e göç etmişler." (Peter Alford Andrews,
Türkiye'de Etnik Gruplar, ANT Yayınları, İstanbul,
Aralık 1992, s.223, not: Sabar ve Epstein'den yararlamıştır)
-
^
Janata, A. (1992). Kurden:Azadi - Preiheit in den
Bergen.
-
^
Kreyenbroek, Philip G. (1995). Yezidism: its
Background, Observances and Textual Tradition.
-
^
"Ahl-e Haqq". Encyclopedia of the Modern Middle East
and North Africa:
82. (2004). Ed. Philip Mattar. Detroit: Thompson Gale.
-
^
Boyle, Kevin; Juliet Sheen (1997). Freedom of
Religion and Belief: A World Report, 418, Routledge. ISBN 0415159784.
-
^
During, Jean (2003). The spirit of sounds: the unique
art of Ostad Elahi (1895-1974),
157, Associated University Presse. ISBN 0845348841.
-
^
During, Jean (1998). “A critical survey on Ahl-e haqq
studies in Europe and Iran”, Religion, Cultural
Identity, and Social Organization among Alevi in Ottoman and
Modern Turkey,
105-125, İstanbul: Swedish Research Institute.
-
^
Driver, G. H. (1922). "The Religion of the Kurds".
Bulletin of the School of Oriental Studies
2 (2): 197-213
-
^
a
b
"Yezidis". The Concise Oxford Dictionary of World
Religions.
(2000). Ed. John Bowker. Oxford University Press.
-
^
Reeves, Bob, "Lincoln Iraqis call for protection from
terrorism", Lincoln Journal Star, 28 Şubat 2007. 28
Şubat 2007 tarihinde erişilmiştir.
-
^
a
b "Yazidis
risk persecution, attacks to follow religion", The
Washington Times, 2007-08-22. 2009-02-23 tarihinde
erişilmiştir.
-
^
"Discovering unknown life of Yazidis in Anatolia",
Sunday's Zaman, 2007-05-06. 2009-02-23 tarihinde
erişilmiştir.
-
^
Houtsma, Martijn Theodoor.; T W Arnold, A J Wensinck (1993).
"Yazidi". E.J. Brill's First Encyclopaedia of Islam
1913-1936.
BRILL.
-
^
a
b
Kjeilen, Tore. "Yazidism".
Encyclopaedia. LookLex. 2008-03-31 tarihinde
erişilmiştir. “Malak Taus filled 7 jars of tears through
7,000 years. His tears were used to extinguish the fire in
hell. Therefore, there is no hell in Yazidism.”
-
^
"Islam: Satan, sin, and repentance". Encyclopædia
Britannica.
-
^ “Şu Asi-l
Kürtler (kitap) – Pembe Hayaller Kasırgası (belgesel) –
Kürtlerin İstanbul’u İşgali ve Diaspora Kürtleri; Şu Kürt
Meselesi (kitap) – Baba Ben Devrimci Olmak İstiyorum (kitap)
– Romeo Without Juliet (film)” Yazar-Yönetmen; Şoreş Welat
Demir
Ek okumalar
- Kürtler ve Kürdistan;
D. N. Mac Kenzie, Th. Bois, Vladimir Feodoroviç Minorsky;
1996 Doz Basım-Yayın
- Kürtler;
Hasan Cemal; 2004 Doğan Kitap ISBN 975-293-089-1
- Kürtler / Bir El
Kitabı; Mehrdad R. Izady; 2004 Doz
Basım-Yayın ISBN 975-6876-40-9
- Irak Kürtleri;
Kerim Yıldız; 2005 Belge Yayınları ISBN 975-344-329-3
- Türkler ve Kürtler
Ortadoğu'da İktidar ve İsyan Gelenekleri;
Suat Parlar; 2005 Bağdat Yayınları ISBN 975-00194-4-X
- Kürtler: Bölgesel ve
Bölge Dışı Güçler; Ali Rıza Şeyh
Attar; 2004 Anka Yayınları ISBN 975-6628-96-0
- Kürtler 'Tarih ve
Politika'; Hasan Arfa; 2006 Avesta
Yayınları ISBN 975-8637-39-8
- Açık - Gizli / Resmi
- Gayrıresmi Kürdoloji Belgeleri;
Hazırlayan: Mehmet Bayrak; 1994 Özge Yayınları ISBN
975-7861-02-2
- Modern Kürt Tarihi;
David McDowall; 2004 Doruk Yayımcılık ISBN 975-553-436-9
- Kürtlük, Türklük,
Alevilik / Etnik ve Dinsel Kimlik Mücadeleleri;
Martin van Bruinessen; 2000 İletişim Yayınları ISBN
975-470-798-7
- Ağa, Şeyh, Devlet;
Martin van Bruinessen; 2003 İletişim Yayınları ISBN
975-470-941-6
-
“Şu Asi-l
Kürtler (kitap) – Pembe Hayaller Kasırgası (belgesel) –
Kürtlerin İstanbul’u İşgali ve Diaspora Kürtleri; Şu Kürt
Meselesi (kitap) – Baba Ben Devrimci Olmak İstiyorum (kitap)
– Romeo Without Juliet (film)” Yazar-Yönetmen; Şoreş Welat
Demir – SWD-GROUP Kitap Dünyası Yayınları ISBN
Dış Bağlantılar
- Kurds (The Columbia
Encyclopedia, Sixth Edition. 2001-05)
(İngilizce)
- "Kürtler
hakkında genel bir bilgi" (PDF). TBMM.
(Türkçe)
- "Who are the Kurds?"
Washington Post.
(İngilizce)
Hazırlayan & Sunan: Gazeteci-Yazar-Yönetmen;
Şoreş Welat
Demir (Hakkında Bilgi-Info)
|