 |
 |
>> Ana Sayfa << |
 |
© City & Life Merhaba
İstanbul. Tüm Hakları Saklıdır.
Bir PRINCE SWD-Şoreş Welat Demir Projesi...

|
|
 |
"İstanbul'a Dair Yazılar"
Birbirinden Güzel İstanbul'a Dair Yazılar...
İstanbul İlhamdır! Birbirinden seçkin İstanbul'a dair yazıları derleyip-seçip sizler için burada topluyoruz. İyi okumalar dileğiyle...
İstanbul'a Dair Yazılarınızı Yayınlıyoruz!
"İstanbul'a Dair Yazıalrınız" www.citylifemerhabaistanbul.com 'da!
Deneme-Hikaye-Kompozisyon-Anı-vs. tutkunları, amatör ya da profesyonel yazarlar, İstanbul'a dair yazılarınızı internet sayfalarımızda görmek ister misiniz?
Öyleyse yazdıklarınızı e-mail adresimize gönderin biz yayınlayalım.
Liste aşağıda...
Şimdi Gönderin - Siz Yazın Biz Yayınlayalım...

SİZDEN GELENLER (BU AYIN SEÇİLENLERİ)
Sizden gelenler bölümünün devamını aşağıda (sizler için seçtiklerimiz bölümünden sonra) okuyabilirsiniz.
İstanbul'a Dair (Yazan: Deniz Yıldızı)
Yeniden başlamak herşeye… yeni doğmuş bir kırlangıç gibi,uçamamak,kuş sesleri arasında yenilmek her yeni güne. Karşılamak sevgiyi olgunlukla,ve sana söylenen sözleri duymamazlıktan gelmek. Deniz gibi durgun olmak gerek yaşam şartları altında, sevmek gibi sevilmek değil,severek yok olmak var artık bu kentte.
Her bir yokoluşta hatırlamak yanlızca ölümü,sevgiyi de bırakmamak gerek belki de… yaşamı anlamak, bu kenti anlamak kadar zor. Elele yürüyen sevdalılar, yada bu kenti burjuvalaştıran insanlar, hepsi yıkıldı gözlerimde bir bir.
Eğer bir amaç varsa bu şehirde, şehir değil burası, yalnızca yıkımları yaşandığı, küçük mutlulukların sevda denizleriyle cilveleştiği,bulutların bile yağmur dökmekten utandığı bir yalnızlar malikanesi,kanlı yokuşlar okyanusu. Ağaçlar bile yalnız olmak istiyor buralarda. Telaşlı, öyle ki, yavaş yürümeyenler revaçta, duran bir gemi gibi oysaki benim kalbim…
Okyanusların ortasındaki kayıklar dansediyor dalgalarla. Bense,öylece durdum ortasında bu kentin. Kayıklara gidersem yamulacağım,onlar da almayacaklar beni yanlarına. İstanbul,bir okyanus;bense bir dalgayım sadece…
Geliyor,yumuk yumuk gözleriyle geliyor bana istanbul. Minik bir sevdaydı benim istediğim, küçük bir teşekkür,verilmeyen bir sözcük kopardı beni buradan,bu yaşamdan belki de…
Çocukların cıvıltılarıyla paylaşılan parklarda vardı esas sevgi. İnilmek istenmeyen salıncaklardı, akşamları anlatılan masallardı, sırf olmak için değiştirmekti fikrini çocukluk bende. Kısa dede korkut hikayeleriydi…
Gençlerin alışkanlıklarıydı bende gençlik… zararlı olduğu bilinen şeyler ve buna karşın byüklerin “cıkcık”larıydı. Ezilmemek için onların altında,insanın inadına yenik düşmesiydi bazen… onlar devam ettikçe,kalkıp gitmek istemekti belki de… ama kaçmak çözüm değil…
Çingenelerden korkutulan çocukluklar yaşanır bu kentte. “seni kaçırırlar” la bastırılan korkular,onları gördüklerinde kapı zili çalmalar,haykırmalar,haykırışlar…
Kayalara oturup şarkı söylemekti deniz kenarında İstanbul. Yeşillerin yokolduğu,betonların yığıldığı,umulmadık yaşamları destekleyen iki kanatlı yaratıklardı…
Teknolojinin sevgisizliğiydi İstanbul. Yaşamları öldüren bilim kurgu romanlarıydı. Bilgisayarlarla paylaşılan dostluklar,yüzünü görmekten korkmalar,korkutulmalar,küreselleşenler ve karşıtları. Cep telefonlarının ABS’ye verdiği zararlardı.
Yenileşmek zor bu kentte.
sevdaya kapılmaksa…
imkansız…
sigaramın dumanı istanbul,kayıp kentin güneşi,kuşları,kaybolan gemiler,hepsi yasaklandı. İnsan oturup bir şiir bile yazamıyor.
Güneş varken esen soğuk rüzgarlar,savaşlar gibi olmak lazım yaşamak için bu kentte.
Yaşam gibi olmak lazım bu kentte.
Yitik kuşak sömürgeleriyiz hepimiz.
Tanımadığın birisine “seni seviyorum” demek yasak bu kentte. Deniz ise dalgalı. Kuşlar bile yaklaşmıyor korkularına.
Asabileşti bu kentin insanları.
Bu kent,yordu beni artık. Gitmem gerek bu şehirden…*
(* düş sokağı sakinlerinden alıntı. )
Sevdalıları, denizleri ve kuşları,bizlere atılan lafları terkedeceğim. Ve en güzeli de, bu şehrin insanlara kazandırdığı o kirletilmiş duyguları, yürüyen merdivenlerde duran insanları, ve de iğrenç telaşları ardımda bırakmak olacak…

SİZLER İÇİN SEÇTİKLERİMİZ
Nazım Hikmet
Mehmet Uzun
Orhan Pamuk
Yaşar Kemal

SİZDEN GELENLER
İstanbul'da Bir Hayat (Yazan: Hakan Kiraz)
İSTANBULDA BİR HAYAT
Evet, hayat hepimize süprizler hazırlar, bazen yaşam zordur buralarda.
Çalışıyorsan iyi bir kariyein varsa, saygı gösterir insanlar size.
aslında, küçük bir noktasındır.
evet işte bende o noktalardan biriyim. Doğduğum bu şehir bazen benide alır içine.
Küllenmiş yaşam karmaşasında eritir yok eder!
Yaşamak zordur buralarda, amacınız ne olursa olsun bazen kaçsam gitsem dersiniz.
Küçük bir kasabada uyansam, hep tanıdık yüzler olsa, günaydın desek birbirimize ...
Zordur buralarda yaşam yabancıdır insan bu şehire...
Her semtinde ayrı hayatlar sürer bazen, avrupada bir şehirde hissedersin kendini
bazende bir ortadoğu ülkesinde.
Geleceğini düşünemez olursun burada, anını yaşatmayı öğretir sana.
Düşünürsün; bir gün daha biterken nihayet çok şükür, bugünde bitti dersin kendine.
Alışır insan hayatın koşturmacasında, gününü kurtarmaya..
Zaten istenilende o değilmidir gününü kurtar hayatını yaşa;
üretme, düşünme, konuşma...
Hiç önemli değil oysa ismin tanımın,
ne kadar desende ben varım ve özgürüm,
küçük bir noktasındır buralarda
ve yutmuştur senide bu koca şehir.
Şimdi ben haykırıyorum çığlık çığlığa!
Azat etmek istiyorum kendimi kalıplardan, görüşlerden, olmuş olanlardan
yada olmamış olanlardan, ihtiyaçlardan, kusurlardan.
İnsanım ve insanca yaşamak istiyorum,
Bu küçük noktanın altına bir çentik atıp bende varım
bende bu şehirde.
Düşünen, üreten biri olarak bende haykırmak istiyorum!...
Ya sizz!!!

Ayak Tozuyla (Yazan: Deniz Yıldızı)
Ayağımın tozuyla geldim sonunda şehrime… İstanbul hani taşı toprağı altın İstanbul neden bana pek cazip gelmiyorsun sen? Birbirimizle pek alıp veremediğimiz yok ama İzmir seni hep solluyor içimdeki sevgisiyle.
Güzel bir yolculuk yaptık giderken. Geze geze, tadını çıkararak. İstanbul’ a girdiğimiz anda başladı kış kıyamet. İzmir de kısa kollularla çıktığımız yolculuğumuz, her ihtimale karşılık aldığımız ince ceketleri sarıp sarmalayarak son buldu. 2. gün sağanak yağmur. Bir günde yağan yağmur İstanbulluların epey bir su ihtiyaçlarını karşılayacak bollukta yağdı. Bereket dedik sustuk ama düğüne giderken bir taraftan bir tarafa yağmurda geçmek nasip oldu bize.
Maltepe’den Şişli’ye…
Bu bayramı bayram gibi yaşayamadık özetle. Ne aile bir aradaydı ne gezme tozma oldu. Düğünle bayram karışınca bu durum ortaya çıktı. Ama şikayetçi değilim. İlk defa aile olarak ayrı bayram olmasına rağmen İstanbul’da olmaktan memnundum. Birçok uzak akraba hep bir aradaydık. Sabaha kadar uyumadık, sohbetler, kahkahalar, eski günleri yad aldı başını gitti.
Uykusuzluk, yorgunluk, mutluluk, eskiye, özleme dair giderilen hasretliğin iç huzuruydu başımızı yastığa koyduğumuzda bizi sarmalayan.
Şimdi İstanbul sevdalıları kızacaklar bana ama demem o ki; İstanbul’a karşı özel bir kinim yok Allah için de güzel şehir ama sorun bende sanırım. İzmir dışında yaşayamam diye düşünüyorum. İlk gittiğim andan gelene kadar çok şey gözlemledim. Arada öyle farklar var ki, kişi davranışlarıyla, iklim farklılıklarıyla ya da mekan tarzlarıyla. Sonuç olarak herkes yaşadığı yerde mutlu. Fazla ayrıntıya gerek yok. Farklılıklar apayrı bir yazı konusu. Ama belirtmeden de geçemeyeceğim önceden Taksim taraflarını ve bilumum diğer yerleri gezme imkanı bulmuştum bu defa farklı bir mekan; Moda’yı çok sevdim. Manzarasıyla ve diğer yerlere oranla daha rahat yaşanılabilir geldi bana.
Neticede benim açımdan son derece güzel geçen bir tatildi. Gelip bayramımı kutlayanlara özel teşekkürlerimi sunuyorum. Anlam dolu güzel günler diliyorum her birinize… sevgiyle…

İstanbul Zordur! (Yazan:
Burak)
İstanbul… zordur yaşaması gerçekten
hayat gibidir bir köşesi seni deli eder kaçmak istersin gitmek istersin
ama bir anda sana bir köşesinden öyle bir tat verir ki tamam dersin ben hayatımı bu noktada yaşıycam hiçbiyere kıpırdamak istemiyorum
işte hayattan vazgeçmek ne kadar zorsa İstanbul’dan vazgeçmek de o kadar zordur bu yüzden
zorluklarıyla sevdirir kendini sana güzellikleriyle aşık eder
güzeldir yaşaması...

İstanbul'a Dair Bir Zamanlar (Yazan: Defne Koryurek)
Bir zamanlar anlatmislardi, Persembe pazari esnafi referans olurken iki cumle edermis sorana: eger "ben bir zararini gormedim" derse, uzak durulurmus. Is yapilmaz degil ama dikkat edilirmis. Fakat "ben gibi belle" denirse, ki kefilim demeye gelirmis bu... eh! Is de yapilirmis, ikram da. Gun gormus, krizler, iflaslar yasamis, hukumetler devirmis, vergi politikalarindan nasibini bizzat almis, kapi komsusundan deniz asirisina bin cesidiyle insanin ortaklik yapmis, usul gormus, ahlak gelistirmis, duzen kurmaya calismis, firsat kovalamis, envanter tutmus, her ay kapiya gelen elektrik faturasi, maas bekleyen calisan ve evde doyurulacak cocuk dahil gunluk hayatin ve ticaretin tum inis ve cikislarini yasamis bu esnaf, bu sehri bolgenin merkezi yapan mukemmel kaosu mumkun kilmis. Kanaatimce. O muhtesem hanlarin, Eminonu'nden Kapalicarsi'ya uzanan yollar yokuslar uzerindeki eski ya da yeni hanlarin arasindan gecip de Suleymaniye'nin avlusuna baka baka kurufasulye yediyseniz, hissetmis olmalisiniz o ritmi. Kaosun sesini, duymus olmalisiniz. En mukemmel haliyle ve pek tanidik. Bunu Ankara'da bulamazsiniz. Izmir'de de. Yaz gelip de Ada vapuruna binerseniz gorursunuz ki yerlesik esnaf kulturu bu sehrin nabzini tutandir, ritmini kontrol eden ve bu sehre hayat veren. Izmir gibi bir ruzgarda etekleri ucusan bir kiyi, Ankara gibi duzenli bir memur sehri degildir, Istanbul. Aksine kendine has kaosu, onun, bir esnaf sehri olusundan gelir.
Oysa baktikca Beykoz ve benzeri bolgelerde yukselen, banka kredisi ile alinan, iki arabali ve "cocuklara bir bakici, eve de bir yatili kadin gerek" tarzi New England uslubunda villasite'lere, goruyorum ki Istanbul bir yuksek yonetici sehri haline geliyor. Gecenlerde Beykoz sirtlarinda oturan kuzenimin oglu, cin gibi, kelimesi bol ve henuz bes yasinda degil, bizi eve birakirlarken saskinlikla sordu "siz doktorda mi kaliyorsunuz?" diye. Sadece rutin kontrollari icin ziyaret ettigi bu sehre, Beykoz'un tepeden suzen mazarasindan bakinca. Hakli. Kuzenimi konu ettim, ona ayrica sormak gerekir fakat, marketine arabayla gidilen ve bakkali olmayan bu cesitlemesi az, sablonu tek evleri "cocuklar sokakta oynayabiliyor, bahcede de havuz var" diye sectiklerini soyluyor genellikle villasite'lerin sakinleri ve bu fedakarligi yaptiklari cocuklarini Turkce bile konusamayan calisanlara ya da eski ifadeyle murebbiyelere teslim edebilmek ve yetisebilmek icin villasite'nin gereklerine anne baba, uzun saatler hem de, calisiyorlar. Simitcisi, terzisi, bakkali, dilencisi, oyuncakcisi, kitapcisi... olmayan bu villasite'lerde yetisen cocuklarsa bir anne babalarini (ve benzeri anne babalari) bir de onlar icin calisanlari goruyorlar, sosyal kavrayislarini gelistirmek adina. Sinif bilinci yuksek cocuklar yetisiyor sanki, rengarenk saran sehri, bu villasite'lerde. Oysa Istanbul'u farkli kilan duzenli maaslar degil, kaosdan beslenen, kaosa uyumlu esnaflardi kanaatimce. Plazalarin isiltisi degil, Mercan'in taslariydi. Maasli anneler ya da babalar tasiyamazlar ki cocuklarini ofise, calistiramazlar onlari tezgahin arkasinda yaz tatilinde. Nakit paranin plastige islenen krediden farkini nasil beller acaba villasite cocuklari? Iflas etmenin yolun sonu olmadigini, ticaretin hayat gibi bir curet ve duzen isi oldugunu nasil tecrube ederler? Istanbul'a ruhunu veren bu bilgidir. Istanbul'un enerjisi bu bilgide saklidir. Azinliklar, ister bizden, ister misafir.. bu nedenle onemli olmustur bu sehirde, diyorum. Ve goruyorum ki, bu sehir adim adim plastige islenen krediler, maasa denk odemeler uzerine sekilleniyor. Azinlik zaten yok oluyor, bu tek kulturlu, ortak ekonomiyi savunan duzende. Ve merak ediyorum, Istanbul'a ne oluyor, Istanbul neye donusuyor?

Yukarıda yer alan yazılar seçmedir. Yazıları gönderen kişiler tüm sorumlulukları kabul etmiş sayılır ve yazının kendisine ait olduğunu beyan eder. Aksi taktirde doğacak sorunlardan citylifemerhabaistanbul.com veya sahibi sorumlu tutulamaz...

KATKILARINIZI BEKLİYORUZ
Sizlerden katkı,
sponsor veya reklam/anons ilanlarınızı
bekliyoruz... Reklam sözleşmesini görmek için tıklayınız... Reklam fiyatlarını görmek için tıklayınız ...
|
|
 |
|
 |
DİKKAT!
"REKLAM PANOSU"
Sn. Yetkili, binlerce kişinin ziyaret ettiği sitemizin bu bölümüne yada başka dilediğiniz bölümlere reklam verebilirsiniz, duyuru yapabilirsiniz, kartvizit yada logo yapıştırabilirsiniz veya kısa haber yazabilirsiniz, ve yine kendi sitenize link yönlendirebilirsiniz...
Yer ve uygun fiyat konusunda bize hemen yazabilirsiniz!
İletişim
|
|