Top Sellers
Coming Soon
Recent Releases
Top Sellers
Coming Soon
Recent Releases
Top Sellers

>> Ana Sayfa <<
© City & Life Merhaba İstanbul. Tüm Hakları Saklıdır. Bir PRINCE SWD-Şoreş Welat Demir Projesi...


"İstanbul Şiirleri "
Birbirinden Güzel İstanbul Şiirleri...
İstanbul İlhamı! A'dan Z'ye İstanbul şiirlerini derleyip-seçip sizler için burada topluyoruz. İyi okumalar dileğiyle...


İstanbul Şiirlerinizi Yayınlıyoruz!

"İstanbul Şiirleriniz " www.citylife merhabaistanbul.com 'da!
Şiir tutkunları, amatör ya da profesyonel şairler, İstanbul şiirlerinizi internet sayfalarımızda görmek ister misiniz?
Öyleyse şimdi şiirlerinizi e-mail adresimize gönderin biz yayınlayalım.
Liste aşağıda...

Hadi Şiirinizi Gönderin - Siz Yazın Biz Yayınlayalım...

SİZDEN GELENLER
(BU AYIN SEÇİLENLERİ)

Sizden gelenler bölümünün devamını aşağıda (sizler için seçtiklerimiz bölümünden sonra) okuyabilirsiniz.

Yazan: Şoreş Welat Demir
Berlin-İstanbul Arası

Berlin-İstanbul arasında gidip geliyorum
Yanlış anlamayın
Yolculuğum düşlerimledir ancak;

Berlin’de Spree nehrinin kıyısında oturuyorum
Bir Balıkçı Botu var, Restaurant olmuş, ismi İskele
Çalışanları Türk
Ve birileri sohbet ediyor yan masada
Hepsinde kılık kıyafet o biçim
Bayanlar şeker mi şeker
Türkçe konuşuyorlar; Berlin'de
„Aleviyim ve kadınlarımızı el üstünde tutarız“ diyor
Kıyafetiyle aşçı sandığım biri
Kadınlar mini etekli sarışın müslüman
„Biz de herkesi severiz herkes eşittir“
Diyor ve konuyu yeni elbisesinin şıklığına çeviriyor.

Pencere kenarındayım ve ada çayım da var masamda.
Bot aldı ve sanki beni İstanbul boğazına götürdü
İlk defa ve son defa kokladığım
Deniz kokusuna kavuşturdu beni
İlk defa ve son defa gördüğüm
Işıltılı resmi getirdi gösterdi bana
Ve bir de boğaz sularında yansıyan yüzümü.

Radyoda söyleyen Kıraç ve bir de Sezen Aksu
Nostaljileriyle eğlendirdiler beni
„Tutamazsın“, diyor Kıraç
Harbi ama birazda çekingen bir dille
Sanki bana sesleniyor
Tutamam belki de istesemde İstanbul’u.
Gerçek, tutamaz mıyım ben İstanbulu?

Ama Sezen haklıydı
“Unutamazsın”, diyordu
Doğru
Gerçekten unutamamışım ben İstanbul'u...

prince swd

("Elveda Berlin Merhaba İstanbul" adlı kitabından)

*

SİZLER İÇİN SEÇTİKLERİMİZ

Yazan: Orhan Veli
İstanbul'u Dinliyorum


İstanbul'u Dinliyorum
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda
Sucuların hiç durmayan çıngırakları;
İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor derken
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık;
Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalıçarşı,
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular,
Çekiç sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Başında eski alemlerin sarhoşluğu,
Loş kayıkhaneleriyle bir yalı
Dinmiş lodosların uğultusu içinde.
İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir yosma geçiyor kaldırımdan.
Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
Bir şey düşüyor elinden yere;
Bir gül olmalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde.
Alnın sıcak mı, değil mi bilmiyorum;
Dudakların ıslak mı değil mi, bilmiyorum
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul'u dinliyorum.

Yazan: Necip Fazıl Kısakürek
İstanbul


Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim;
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.

İstanbul benim canım;
Vatanım da vatanım...
İstanbul,
İstanbul...

Tarihin gözleri var, surlarda delik delik;
Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...
Bulutta şaha kalkmış Fatih´ten kalma kır at;
Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat...
Sahadet parmağıdır göğe doğru minare;
Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare?..
Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet;
Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet...

O manayı bul da bul!
İlle İstanbulda bul!
İstanbul,
İstanbul...

Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;
Çamlıca´da, yerdedir göklerin derinliği.
Oynak sular yalının alt katına misafir;
Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.
Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar,
Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...
Bir ses, bilemem tambur gibi mi, ud gibi mi?
Cumbalı odalarda inletir "Katibim"i...

Kadını keskin bıçak,
Taze kan gibi sıcak.
İstanbul,
İstanbul...

Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!
Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...
Eyüp öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu,
Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.
Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
Hala cığlıklar gelir Topkapı sarayından.
Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;
Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar...

Gecesi sümbül kokan
Türkçesi bülbül kokan,
İstanbul,
İstanbul...  

Söyleyen: Edip Akbayram
Şarkı
İSTANBUL


"Salkım salkım tan yelleri estiğinde,

Mavi patiskaları yırtan gemilerinle.
Uzaktan seni düşünürüm.
İSTANBUL 

Bin bir direkli Haliç'inde akşamlar,
Adalar'ında bahar Süleymaniye'nde güneş.
Ey sen ne güzelsin kavgamızın şehri,
İSTANBUL...

Şarkı: Edip Akbayram

Yazan: Sultan II.Mahmut
Şarkı


Pek hâhişi var gönlümün ey serv-i bülendim
Yarın gidelim Çamlıca’ya cânım efendim

Redditme sakın bu sözüm şâh-ı levendim
Yarın gidelim Çamlıca’ya cânım efendim

Râhat mı olur anda iken cümle ahibbâ
İster ki gönül zevk idelim biz bize tenhâ

Bir gün de Fenerbağçesi’ne gitmeli ammâ
Yarın gidelim Çamlıca’ya cânım efendim

Yazan: Abdulhak Hamit
İstanbul düşman istilası altında iken Çamlıca’da


Hey Çamlıca mehtâbı ne olmuş sana öyle?..
Küskün duruyorsun.
Bir şey kuruyorsun.
Seyrinle ıyan et bana, ilhâm ile söyle:
Aksetmede âlâm-ı vatandan mı bu halet?..
Anlat; bu tahavvül neye etmekte delâlet.
Vaktiyle ederken bu havâliyi zılâlin Bir sâha-i nilî.
Ey neyyir-i leylî,
Matem döküyor arza bugün bedr ü hilâlin
Bir şeb ki, zîrinde küsûfun,
Seyrangehi olmakda tuyûfun.

Mâzîden esip gelmede bir nevha-i vâveyl..  Bir âh-ı müebbed.
Hangi güneşin mâtemidir zulmetin ey leyl, Ey şi’r-i muakkad
Yıldızlar olur bence meâlin gibi nâ-yab
Atîde görünmezse o mâzideki mehtâb Olmazdı
sabahın da yarın gülmeye meyli Pîşinde bu dîdar-ı mahûfun.
Kartallara baktım düşüyorlar yere bi-ta’b;
Oldum sanıyordum Melekü’l Mevt ile hem-hâb.

Yazan: Yahya Kemal Beyatlı
Bir başka tepeden


Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!
Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.
Ömrüm oldukça gönül tahtına keyfince kurul!
Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.

Nice revnaklı şehirler görünür dünyada,
Lakin efsunlu güzellikleri sensin yaratan.
Yaşamıştır derim en hoş ve uzun rüyada
Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan.

Yazan: Nazım Hikmet Ran
İstanbul’da


İstanbul’da, Tevkifane avlusunda, güneşli bir kış günü,
yağmurdan sonra, bulutlar, kırmızı kiremitler, duvarlar ve benim yüzüm
yerde su birikintilerinde kımıldanırken, ben, nefsimin ne kadar cesur, ne kadar alçak,
ne kadar kuvvetli, ne kadar zayıf şeyi varsa hepsini taşıyarak;
dünyayı, memleketimi ve seni düşündüm... 1939 Şubat İstanbul Tevkifanesi

Yazan: Ümit Yaşar Oğuzcan
İstanbul


Evin içinde bir oda, odada İstanbul
Odanın içinde bir ayna, aynada İstanbul
Adam sigarasını yaktı, bir İstanbul dumanı
Kadın çantasını açtı, çantada İstanbul
Çocuk bir olta atmıştı denize, gördüm
Çekmeğe başladı, oltada İstanbul
Bu ne biçim su, bu nasıl şehir
Şişede İstanbul, masada İstanbul
Yürüsek yürüyor, dursak duruyor, şaşırdık
Bir yanda o, bir yanda ben, ortada İstanbul
İnsan bir kere sevmeye görsün, anladım
Nereye gidersen git, orada İstanbul.

Yazan: Cahit Sıtkı Tarancı
Bahar sarhoşluğu

İlk sevgilinin gülüşüne benzer
Bir Nisan havası değil mi esen?
Zincirlere, kelepçelere inat,
Kanatlarımı açmak zamanıdır;
Allaha ısmarladık kaldırımlar.

Giyenler düşünsün dar elbiseyi,
Ölçülü sözü, hesaplı adımı
Ben kurtuldum kafeste kuş olmaktan;
Saltanat sürer gibi uçuyorum,
Erik ağacı gelin olduğu gün.


Hayranım bu şehrin bacalarına
İrili ufaklı hep bir ağızdan.
Nasıl derinden bu gökyüzüne doğru
Bir türkü söylüyorlar öyle sessiz!
Dumanın daim olsun güzel baca!

Yuvası saçakta kalan kırlangıç,
Yavrusu dallara emanet serçe,
Derken camiler üstünde güvercin
Minareler katından geçiyorum
Gökyüzü mahallesi İstanbul’un

Süt beyaz bir martıyım açıklarda
Gemilere ben yol gösteriyorum,
Buğday ve ilaç yüklü gemilere
Bir kanat vuruşta bulutlardayım;
Bir süzülüşte vatanım dalgalar!

Yazan: Özdemir Asaf
Boğaz Gezintisi


Ne günlermiş, ne günlermiş
Yıldızlar, mehtap, çamlar altında
Ne günlermiş, ne günlermiş
Gelip geçmiş!

Vapurlar değil, Boğaz'dan geçen;
Boğaz'dan yalılar geçiyor,
Toplamış buralardan eteklerini...
Dairesine çekilen bir saraylı gibi
Yalılar gelmiyen alemlerine gidiyor
Bırakıp bu sessiz gecelerini.
Deniz kenarında denizsiz kalmış yalılar.
Ortaklığı ayrılmış kıt'aların
Anadolu günden güne Rumeli'ye küsmüş...
Bugün biz değiliz bakan yalılara;
Yalılar boynu eğik bize bakıyor
Biz değiliz sarkan hatıralara..
Göğüs gererek dalgalara
Yalılar bir hayal için denize sarkıyor
Yalılar bize bakıyor, denize bakıyor.
Ne günlermiş, ne günlermiş
Yıldızlar, mehtap, çamlar altında
Ne günlermiş, ne günlermiş
Gelip geçmiş!

Yazan: Ziya Osman Saba
İstanbul


Seni görüyorum yine İstanbul
Gözlerimle kucaklar gibi uzaktan
Minare minare, ev ev,
Yol, meydan.

Geliyor Boğaziçi'nden doğru
Bir iskeleden kalkan vapurun sesi,
Mavi sular üstünde yine
Bembeyaz Kızkulesi.

Bir yanda, serin sabahlarla beraber,
Doğduğum kıyılar: Beşiktaşım.
Baktıkça hep, semt semt, yer yer,
Beş yaşım, onbeş yaşım, ah yirmi yaşım!

Durmuş bir tepende okuduğum mektep,
Askerlik ettiğim kışladır ötesi.
Bir gün bir kızını benim eden
Evlendirme dairesi.

Benim de sayılmaz mı oralar?
Elimi tutar gibi iki yanımdan,
Babamın yattığı Küçüksu,
Anamın toprağı Eyüpsultan.

Önümde, açık kollarıyla boğaz,
Çengelköy'den aktarma Rumelihisarı.
İstanbul, İstanbul'um benim,
Kadıköy'ü, Üsküdar'ı...

Gün olur, Köprü ortasında durur
Anarım, Adalar'da çamların uykusunu.
Gün olur, Beyoğlu'nu özler içim,
Koklamak isterim Tünel'in kokusunu.

Bulut geçer üstünden,
Gemi gelir yanaşır
Bir eski türküdür, kulağıma fısıldar,
"İçi dolu çamaşır."

Göğünde tanıdım ayın ondördünü.
Kırlarında bilirim baharı,
Herşey içimde, herşey,
İstanbul yadigarı.

Bir daha görüyorum seni dünya gözüyle,
Göğün hep üstümde, havan ciğerlerimdedir.
Ey doğup yaşadığım yerde her taşını
Öpüp başıma koymak istediğim şehir

Yazan: Hasan Gezer
İstanbul

Gün ve gece bir başka tablo İstanbul'da;
Sabah erken, akşam geç olur İstanbul'da...

Kalbin uzak ise, O'na yakın olsan da;
Hasret yaman, sevda güç olur İstanbul'da!...

Birazcık gölge, bir yudum çay Çamlıca'da;
Mana derin, madde hiç olur İstanbul'da...

Gün gelip, nefes bitip, vade dolduğunda
Yıl ne zaman, saat kaç olur İstanbul'da?

Yazan: Nuh KENİŞ
İSTANBUL ŞİİRİ


Ben anlatmayayım be İstanbul seni
Sen kendin anlat
Galata Köprünü anlat
İrili ufaklı canlı kanlı balık tutanları
Karanlık köşelerinde büzülüp yatanları anlat
Öte yakanı beri yakanı
Yakasına kırmızı gül takanı
Tarihin koynunda yatanı anlat

Ben anlatmayayım be İstanbul seni
Sen kendin anlat
Eminönü'ndeki,Sirkeci'ndeki
Mahmutpaşa'ndaki,Kapalı Çarşı'ndaki
Mahşeri kalabalık ne yana gider,ne yana döner
Kimi biner trenlere,nereye gider
Kimi iner trenlerden dikilir kalır
Niye kalır be İstanbul
Sen anlat

Boğaz hattına,Adalar'a giden vapurlar
Kadıköy'e,Üsküdara giden vapurlar
Kaç yolcu taşır
Kaçı gençtir,kaçı ihtiyardır bunların
Kaçı sevdalı,kaçı bahtı karalı
Kaçı işli,kaçı işsiz,kaçı ayık,kaçı sarhoştur
Kaçı umutlarını yitirmiştir bir yerlerde
Kaçı umut yolculuğuna yeni çıkmaktadır
Sen iyi bilirsin be İstanbul
Sen anlat

Ben anlatmayayım be İstanbul seni
Sen kendin anlat
Kaç babayiğidi un ufak ettin sokaklarında
Kaç çocuğu ağlattın
Kaç körpe kızı telef ettin
Kaç delikanlıyı kirli meydanlarında
Anasından doğduğuna pişman ettin
Anlat be İstanbul
Sen anlat

Güvercinler doluşur cami avlularına
Tabak tabak atılan yemlere üşüşür
Bir hile sezdiler mi hemen kaçışır
İnsanlar bağrışır
İnsanlar çağrışır
İnsanlar sarılmış birbirine ağlaşır da ağlaşır
Niye ağlaşır be İstanbul
Sen anlat

Ben anlatmayayım be İstanbul seni
Sen kendin anlat
Taşın toprağın altın mıdır
Yüreğin yufka mı,yoksa katı mıdır
Nedir be İstanbul
Sen anlat

Niye sever seni insanlar
Niye bağlanır kalır sana
Niye ayrılamaz,niye ayrılmak istemez senden
Ayrılsa da bir parçası sen de kalır
Büyü mü edersin
Ne edersin be İstanbul
Sen anlat

Ağacında ne öter
Toprağında ne biter
Fırınlarında pişen ekmekler kime yeter
Yeter be İstanbul yeter
Sen anlat

Ben anlatmayayım be İstanbul seni
Sen kendin anlat
Anlat
Hazır bir dinleyicin varken karşında
Kaçırma
Anlat

Yazan: Nihat İncekara

E Y Ü P

İstanbul'un fethiyle anılır adı
Tarihler boyunca hiç unutulmadı
Ensari'den bizlere yadigar kaldı
Sessizdir sakindir huzurludur Eyüp

Her köşesi bir tarih bir efsanedir
Kalblere nur veren ziyarethanedir
Orda dua orda niyaz halisanedir
Sessizdir sakindir huzurludur Eyüp

Mavi Haliç sahilinden gezerek gelin
Mihmandarın türbesinde dualar edin
Piyerlotiden bakıp şehri seyredin
Sessizdir sakindir huzurludur Eyüp


SİZDEN GELENLER

Bu Akşam

Bu akşam bütün meyhanelerini dolaştım İstanbul'un

Seni aradım kadehlerdeki dudak izlerinde

Canım doya doya sarhoş olmak istiyordu

Seni aradım kadehlerdeki dudak izlerinde...

Turhan Oğuzbaş'ça kaleme alınan bu eser,Avni Anıl tarafından Kürdili Hicazkar makamında bestelenmiş ve ortaya gerçekten etkileyici bir parça çıkmıştır.İstanbul hasreti çekenlerde yan etkileri görülebilir..Bu yüzden dinlenmesi sakıncalıdır.Çocuklardan uzak tutunuz..

Saçlarını dağıtır rüzgar
Yedi tepe üzerinden
Hatıralar tarihin küllerini savurur
Kadın gibi kısrak gibi sarılayım gel ince beline
Yarim İstanbul, gel öpeyim gerdanından

Tüketilmiş yaşanmamış hediyelik hayatlar..
Ah bu evler pencereler, bu kapılar sokaklar..
Hüzün gibi, sevinç gibi, eskitilmiş zamanlar
Yarim İstanbul, gel öpeyim gerdanından

Minareler uzanmış gökyüzüne bağırır
Kara sevda nerelerden yüreğimi çağırır
Dua gibi, büyü gibi, ezberledim hasretini
Yarim İstanbul, gel öpeyim gerdanından....

Efendim bu fevkalâde şarkı da,90'lı yılların başında Levent Yüksel'in med-cezir albümünde yer alan bir Sezen Aksu bestesidir...Bu parçada geçen 'gerdan' kelimesi ne hikmetse bana hep boğazın serin sularıyla yüz yıkama hissi ve hazzı verir... Saygılar

Gön: Aslı Tane

Sen İstanbul Kokardın

Martıların gözlerinden dinledim;
İstanbul'un boğazı yanmış dün gece...
Yıldızlar şâhitlik etmiş, güyâ suçlu benmişim
Oysa can, yemin olsun yanağımdan süzülen denize
Ben bu şehre yüreğimi içirmedim.

Göklerden hicran yağdı İstanbullu bir geceydi,
Yere düşen her damlanın yüreğinde sen vardın
İsmin dudaklarımda idamlık bilmeceydi,

Gön: Mistanbul



İstanbul Yalnızıyım

Ben bir İstanbul yalnızıyım
İçerim hep hasret çarşısı
İşim budur geceleri sevgiler satarım
Mehtaplar denizler çiçek kokuları satarım
Hasret çarşısıdır rengarenk bu dükkan
Gündüzleri kapanır
Renklerin hepsini satarımda
Maviyi bir çift gözde kendime saklarım..

Gön: Torun 24

İstanbul Sevgili

Benden öncede sana aşık olanlar vardı
Benden sonrada oldular.
Ne aşklar yaşandı sende,
Ne aşklar son buldu yine sende.
Hiçbir güzel senin kadar sevdiremedi kendini,
Hiçbir sevgili unutturamadı seni.
Rüzgarın birbaşka eser akşamlarında
Sonbahar bir başka sarıdır yapraklarında

Gön: Beykent

Sen İstanbul Olsaydın

Sen İstanbul olsaydın;
Ben, sende konacak bir dal bulamayan martı gibi çığlık çığlığa atardım kendimi denizlere!
Sen İstanbul olsaydın...
Sen İstanbul olsaydın, aşka doğru...
Bürünüp sevda rengine, dursaydın gurubun önünde akşam vakitlerinde.
Ve ben... Bense bir güneş gibi yakmaya gelirken seni; saplansaydım kirpiklerine, tam kalbimden...
Düşseydim ufkuna, kan-revan içinde!..

Gön: Zinda

Yukarıda yer alan şiirler seçmedir. Şiirleri gönderen kişiler tüm sorumlulukları kabul etmiş sayılır ve şiirin kendisine ait olduğunu beyan eder. Aksi taktirde doğacak sorunlardan citylifemerhabaistanbul.com veya sahibi sorumlu tutulamaz...


KATKILARINIZI BEKLİYORUZ

Sizlerden katkı, sponsor veya reklam/anons ilanlarınızı bekliyoruz... Reklam sözleşmesini görmek için tıklayınız... Reklam fiyatlarını görmek için tıklayınız ...


  DOWNLOAD
Sınırsız Müzik İndir
Full MP3 Albümler
Yeni Hits & mp3
Klasikler
Son Rock Parçalar
En İyiler
Yakında Çıkacaklar

Merak Ettikleriniz

Öteki Şarkılar
Sınırsız Yab.Film İzle
Sınırsız Tr. Film İzle
DİKKAT!
"REKLAM PANOSU"

 Sn. Yetkili, binlerce kişinin ziyaret ettiği sitemizin bu bölümüne yada başka dilediğiniz bölümlere reklam verebilirsiniz, duyuru yapabilirsiniz, kartvizit yada logo yapıştırabilirsiniz veya kısa haber yazabilirsiniz, ve yine  kendi sitenize link yönlendirebilirsiniz...
Yer ve uygun  fiyat konusunda bize hemen yazabilirsiniz!
İletişim
City & Life Merhaba Istanbul, By SWD-VENUS Star Holding Int. Prod. & Org. Company / © Copright / Design By PRINCE SWD / All Right Reserved!